<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802</id><updated>2012-01-27T21:51:10.124-08:00</updated><category term='başarı'/><category term='müze'/><category term='çizgi'/><category term='dünya'/><category term='girls'/><category term='celebrities'/><category term='cinema'/><category term='festival'/><category term='filim'/><category term='onur'/><category term='sinema'/><category term='video'/><category term='videos'/><category term='world'/><category term='altın'/><category term='model'/><category term='tarih'/><category term='koza'/><category term='oyuncular'/><title type='text'>Türk Sineması</title><subtitle type='html'>Dünden bu güne Türk sineması</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>20</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-634456366305390632</id><published>2011-09-27T11:20:00.001-07:00</published><updated>2011-12-31T04:28:23.463-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='world'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><title type='text'>Dünya Sinema Tarihi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-UV8qzVEZzPU/ToIWWOTE00I/AAAAAAAAJyU/ACSsrgbfVnw/s1600/g5wBP.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="320" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-UV8qzVEZzPU/ToIWWOTE00I/AAAAAAAAJyU/ACSsrgbfVnw/s320/g5wBP.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;(Yeni yılın sağlık, mutluluk, başarı, ve huzur getirmesi dilekleriyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The new year of health, happiness, success, and wishes to bring peace of mind .. &lt;br /&gt;Nice Senelere-Nice Birthday) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema sanatının 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan resim, heykel, müzik, mimarlık gibi çeşitli sanat dallarına dayalı, büyük teknik beceri gerektiren karmaşık bir sanattır. İzleyici karartılmış bir salonda perdeye yansıyan kendi somut gerçekliğiyle etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saydam bir film şeridi üzerindeki görüntüler ışığın yardımıyla bir perdenin üzerine art arda düşürüldüğünde, gözümüz bu görüntüleri hareket ediyormuş gibi algılar. Bunun nedeni beynin, gözün ağtabakası üzerine düşen görüntüyü, görüntü yok olduktan sonra kısa bir süre daha saklamasıdır. Ağtabakadaki yansıma gerçekten göründüğü süreden daha uzun bir süre algılandığından, bir cismin görüntüsü kaybolmadan öbür cismin görüntüsü ağtabakaya düşerse, film karakterlerinden göze yansıyan her görüntü birbirinin devamı olarak, yani hareket ediyormuş gibi görünür. Bu beynin yarattığı görsel bir hareket yanılsamasıdır. Sinema, bir olayı yada öyküyü bu yöntemle anlatmaya dayanan görsel bir sanat dalıdır. Görüntülerin kaydedildiği film şeridi saydam bir madde olan selüloitten yapılmıştır. Görüntüler filmin üzerine sinema kamerasıyla kaydedilir. Gösterim sırasında bunlar projeksiyon makinesiyle hareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtılır. Filmi çekilecek cisimden yansıyan ışık kameranın merceğinden geçerek, filmin ışığa duyarlı yüzeyindeki kimyasal maddeleri değişikliğe uğratır ve görüntü oluşturur. Hazırlanan film labaratuvarda çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra gösterime hazır duruma gelir. Bir film makarasına sarılarak projeksiyon makinesine takılır. Makara belirli bir hızla dönerken, projeksiyon makinesinden çıkan ışık filmi aydınlatarak, hareketli görüntüler biçiminde perdenin üzerine yansıtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selüloit sağlam ve esnek bir madde olduğu için makaralara ve makinelere kolaylıkla sarılıp takılabilir. Çekim sonrasında birleştirme aşamasında istenmeyen görüntüler kesilip çıkarılarak, kalan bölümler özel bir tutkalla yada yapıştırıcı saydam bir bantla birleştirilebilir. Aynı zamanda ışığa son derece duyarlı olduğundan üzerindeki görüntüler net bir biçimde ve istendiği kadar büyütülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinemada, 7,5-300 metre uzunluğunda, 70,35, 16ve 8 mm eninde film şeritleri kullanılır. Film şeridinin kenarlarında düzgün aralıklarla sıralanmış delikler vardır. Bu delikler film şeridinin kamera makarasına yada projeksiyon makinesinin dişlilerine sağlam bir biçimde sarılmasını, kaymadan dönmesini ve görüntülerin eşit aralıklarla yansımasını sağlar. Hareketli görüntüler elde etmek için gösterim sırasında filmin belirli ve değişmez bir hızla ilerlemesi gerekir. 35 milimetrelik profesyonel filmler her görüntü karesi için dört delik, 16 milimetrelik ve amatör filmler bir delik ilerler. Sesli filmlerde ekrandan saniyede 24, sessiz filmlerde 16 görüntü karesi geçer. Sessiz filmler bugünkü gelişmiş aygıtlarla gösterildiğinde figürlerin çok hızlı hareket etmeleri bu yüzdendir.&lt;br /&gt;Film çekme aygıtı olan kamera, fotoğraf makinesi ile aynı ilkelere dayanarak çalışır. Ama fotoğraf makinesinden en önemli farkı görüntüleri belli zaman aralıklarıyla ve son derece hızlı bir biçimde film şeridinin üzerine kaydetmesidir. Kullanılan film şeridine göre sinema kameralarının başlıca 70 milimetrelik, 35 milimetrelik, 16 milimetrelik ve 8 milimetrelik türleri vardır. 70 milimetrelik kameralar büyük ve görkemli görüntüler elde etmek için, 16 milimetrelik hafif kameralar bazı özel çekimlerde ve belgesel filmlerde, 8 milimetrelik kameralar amatörlerce kullanılır. Sinema filmleri genellikle 35 milimetrelik kameralarla çekilir.&lt;br /&gt;Lumiere Kardeşler'in hem alıcı, hem de gösterici olan sinematograf'ından bu yana kameralar önemli değişiklikler geçirdi. Gösterici ve alıcı birbirinden ayrıldı, boyutları küçüldü ve daha kullanışlı duruma getirildi. Elle çalışan kameraların yerine motorla çalışan kameralar aldı. Motor gürültüsünü önleyen bir sistem eklenerek görüntüyle birlikte sesi de kaydeden sesli kameralar geliştirildi. Bugün kullanılan 35 milimetrelik kamera hareketli görüntüler için saniyede 24 kare çeker. Bu hız artırılarak yada azaltılarak hareketin hızlı yada yavaş olması sağlanır. Gösterim sırasında projeksiyon makinesinin obtüratürü film karelerinin arasında kapanır ve ışığı keser. Ama bu o kadar hızlı bir biçimde olur ki, gözümüz hareketlerin aslında kesintili olduğunu ayırt edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film Başlıyor&lt;br /&gt;Beynin yarattığı görsel hareket yanılsaması fotoğrafın bulunmasından daha önce de biliniyordu. 1824'te İngiliz fizikçi Peter Mark Roget'ın yayımladığı "The Persistence of Vision With Regard To Moving Objekcts" (Hareketli Cisimlere İlişkin Olarak Görüntünün Sürekliliği" adlı kuramsal çalışma, birçok mucidin ilgisini çekti. Her sayfasına resim çizilmiş bir kitabın sayfaları hızla çevrildiğinde görüntülerin kesintisiz bir biçimde hareket ediyormuş gibi görünmesi ve buna benzer birçok basit deney Roget'ın kuramını doğruluyordu. Çeşitli ülkelerden bir çok mucit bu kuramdan hareketle birbirine yakın zamanlarda benzer aygıtlar geliştirmişti. Bu bakımdan sinema kamerası ve projeksiyon makinesi gibi aygıtların ilk önce nerede ve nasıl ortaya çıktığını kesin olarak söylemek güçtür. 1830'lardan başlayarak Zootrop, taumatrop, fasmatrop, fenakistiskop ve praksinoskop adlarıyla bilinen çeşitli aygıtlar geliştirildi. 1882'de Fransız fizyolog Etienne- Jules Marey kuşların uçuşunu saptamak amacıyla saniye de 12 fotoğraf çekebilen "fotoğraf tüfeği" adını verdiği bir aygıt geliştirdi. 1887'de ABD'li Hannibal Goadwin fotoğraf çekiminde ilk kez selüloit film kullandı. Ardından New York'ta George Eastman makaraya sarılı selüloit film üretimine başladı. 1888'de Thomas Alva Edison üzerine ses kaydedilen mum silindirli fonograf'ı, daha sonra da ses ve görüntüyü birleştirmek amacıyla yardımcısı William Dickson'la birlikte kameranın ilk biçimi sayılan kinetoskop adını verdiği bir gösterim aygıtıyla 15 metrelik bir film şeridinin üzerindeki görüntüleri kesintisiz olarak art arda yansıtmayı başardı. Ne var ki, bu aygıt gözlerini iki deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanabiliyordu. Kinetoskopla filmin üzerindeki görüntüler art arda izlenebilmekle birlikte, hareketler kesintiliydi. Bunun nedeni her görüntü karesinin yeterince uzun bir süre ışıklandırılamamasıydı. Paris'te kinetoskopu gören Fransız Lovis (1862- 1948) ve Auguste (1862- 1954) Lumiere Kardeşler geliştirdikleri sinematograf adlı aygıtla ilk kez hareketli görüntü elde ettiler. Bu olay sinemanın doğuşunu müjdeleyen en önemli gelişmeydi. Sinematograf elle çalıştırılabiliyor ve yaklaşık 10 kilogramlık ağırlığı sayesinde istenen yere taşınabiliyordu. Filmin düzenli ve kesikli ilerleyişini sağlayan ve bugün de hala kullanılmakta olan tırnaklı bir düzeneği vardır. Lumiere Kardeşler halka açık ilk film gösterimlerini 1895'te Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de gerçekleştirdiler. Sinematograf hem film çeken, hem de gösteren bir aygıt olduğu için ancak 15 metrelik film şeridi alabiliyordu. Bu yüzden ilk filmleri oldukça kısaydı. Filmler iskambil oynayanlar, bir demircinin çalışması, askerlerin yürüyüşü ya da bir bebeğin beslenmesi gibi günlük yaşamdan alınmış görüntülerden oluşuyordu. Lumiere Kardeşler Lumiere Fabrikası'ndan Çıkan İşçiler adlı filmlerini Lyon'daki fabrikalarında, bir öğle tatili sırasında çekmişlerdi. Bir söylentiye göre Ciotat Garı'na Bir Trenin Gidişi adlı filmin gösterimi sırasında, kameraya doğru hızla yaklaşan tren görüntüsü izleyicileri dehşete düşürmüştü. Sonraları kısa komediler, haber filmleri ve belgeseller de çektiler. Sinema yoluyla belirli bir öykü anlatma dönemi Fransız yönetmen Georges Melies ile başladı. Bilimkurgu sinemasının da öncüsü sayılan Melies, aynı zamanda "film hileleri" kullanan ilk sinemacıydı. Melies'nin filmlerinde kamera aynı noktada duruyor ve öyküyü tiyatro sahnesindeymiş gibi görüntülüyordu. Melies 1900'lerin başlarında aralarında Ay'a Seyehat, Uzay Yolculuk gibi kısa film çekmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Sinemalar&lt;br /&gt;Sinema başlangıçta ilginç bir deney yada basit bir eğlence türü olarak görülüyordu. İlk film gösterimleri genellikle laboratuarlarda yada evlerde, birkaç kişilik toplantılarda yapılıyordu. Hızla artan ilgi karşısında daha geniş salonlarda halka açık paralı gösteriler düzenlenmeye başladı. Kısa zamanda yaygın bir eğlence aracına dönüşen sinema, 20. yüzyılın başlarında önemli bir ticaret ve sanayi dalı durumuna geldi. Film pazarı önceleri Fransızlar'ın elindeydi. Sonradan ABD'de kurulan yapımcı şirketlerin eline geçti. Halka açık ilk kısa filmler İngiltere'de ve ABD'de müzikli tiyatro oyunları sırasında gösteriliyordu. Sonraki yıllarda özellikle ABD'de nikelden yapılmış 5 sent gibi çok küçük bir parayla girilen ve yalnızca film gösterilerinin yapıldığı, nickelodeon adı verilen sinema salonları hızla yaygınlaştı. O dönemde, teknik aksaklıklar yüzünden filmler sık sık kesintiye uğrar, izleyicileri oyalamak ve salonda tutmak için büyük çaba harcanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema Sanayinin Gelişimiİlk yıllarda sesi ve görüntüyü birlikte kaydeden bir aygıt yoktu, bu yüzden filmler sessizdi. 1912'de Fransa'da film gösterileri, pikap ve yükselteç kullanılarak müzik eşliğinde yapılmaya başlandı. Bu yenilikler izleyicilerin sesli görüntüye daha çok ilgi duyduğunu ortaya koydu. Aynı dönemde ABD'li sinemacı Edwin S. Porter'ın öncülüğünde, bir öyküsü olan "konuşmalı" uzun filmler yapılmaya başlandı. Porter'ın Büyük Tren Soygunu adlı filmi soygun, kovalama ve silahlı çatışma sahneleriyle dolu, tipik bir western'di. Porter bu filminde çeşitli çekim teknikleri kullandı. Bazen kamerayı hareket ettirerek bazen de uzak ve uzun yada yakın ve kısa çekimlerle gerçek bir canlılık ve hareketlilik sağlamayı başardı. Öyle ki, filmin bir sahnesinde kameraya doğru ateş eden kovboyun görüntüsü salonda büyük bir korku yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmalı filmlerde ses, görüntüyle eşlenen bir plağın üzerine kaydediliyordu. Her ülke için başka dilde yeni bir plak yapmak ve sesi görüntüye yeniden eşlemek gerektiğinden bu filmlerin maliyeti oldukça yüksekti. Bununla birlikte izleyicinin konuşmalı filmlere gösterdiği olağanüstü ilgi, yapımcıları bu alana çekmeye yetti. Yaklaşık 1912'ye kadar 6-10 dakika süren, tek makaralık kısa filmler çekilir, izleyici komedi türündeki bu filmlerden 6-7 tanesini peş peşe izlerdi. Sonraki yıllarda birkaç makaralık uzun filmler yapılmaya başlandı. İtalyan yönetmen Luigi Maggi, Pompei'nin Son Günleri adlı filmiyle Eski Roma'nın görkemli görüntüsünü ekrana getirdi. Bir başka İtalyan yönetmenin Enrico Guazzoni'nin çektiği Quo Vadisi? Adlı konulu, uzun filmi dünyada büyük bir hayranlık yarattı. Bu filmin hemen ardından ABD'li yapımcılar sinema izleyicisinin seveceği türden roman ve öyküleri art arda filme çekmeye, filmlerini daha yüksek fiyatlarla göstermeye başladılar. Bu filmler yaklaşık 90 dakika sürüyordu. Sinemadaki bu hızlı gelişme daha büyük ve daha rahat gösteri salonları gerektirdi. Avrupa'da ve ABD'de halk arasında "düş sarayları" adı verilen lüks ve gösterişli sinema salonları yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I.Dünya Savaşı'ndan önceki dönemde Fransa ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkeleri sinema alanında oldukça ileriydi. Korku, cinayet ve komedi filmleri ilk kez gene de bu ülkelerde çekildi. Oyuncularda fiziksele özelliklerin yanı sıra oyunculuk gücüde aranmaya başlandı. Aynı yıllarda efsanevi kişilikleriyle milyonlarca insanın hayranlığını kazanan sinema yıldızları doğdu. Ne var ki, I . Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Avrupa sineması neredeyse çöküntüye uğradı, çünkü filmin ana maddesi olan selüloit barut yapımında kullanılmaktaydı. Oysa, aynı dönemde ABD sineması önemli gelişmelere sahne oldu. Bir Milletin Doğuşu ve Hoşgörüsüzlük gibi filmlerle adını duyuran ABD'li yönetmen David Griffith sinemada klasik anlatım üslubunun öncüsü sayılır. Yeni film tekniklerini sağduyuyla kullanan Griffith, sinemayı salt bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp izleyiciyi aynı zamanda düşünmeye de yönelten, çok yönlü bir anlatım aracına dönüştürdü. O yıllarda ABD'de sinema alanında büyük bir patlama yaşandı, uzun ve yüksek maliyetli filmler art arda çekilmeye başlandı. Yalın ve doğal oyunculuğuyla uluslar arası ün kazanan Mary Pickford, 1928'de imzaladığı yaklaşık 1 milyon dolarlık anlaşmayla "star" tipinin yaratıcısı Charlie Chaplin gibi unutulmaz sinema sanatçıları doğdu.&lt;br /&gt;I. Dünya savaşı sonrasında sinemada en önemli gelişme Almanya'da gerçekleşti. 1919-33 arasında Alman sineması altın çağını yaşadı. Zengin dekorlu ve kostümlü tarihsel filmlerin yanı sıra Ernst Lubitsch (1892-1947), Robert Wiene (1881-1938), Fritz Lang (1890-1976) ve Friedrich W. Murnau'nun (1889-1931) öncülüğünde "Alman Dışavurumculuğu" olarak bilinen bir akım başladı. Bu yönetmenler karakter oyuncusu yaratmayı başardıktan başka, ışık ve dekor kullanımındaki ustalıklarıyla da, dünya sinemasını önemli ölçüde etkilediler. Robert Wiene'nin yönetmiş olduğu Doktor Caligar'nin Odası ve Fritz Lang'ın bilimkurgun öncüsü Metropolis'i yapıldıkları tarihten bu yana sinema sanatını etkilemiş yapıtlardır.&lt;br /&gt;Aynı dönemde bir başka önemli gelişmede, SSCB'de dünyanın ilk sinema okulu olan Devlet Sinema Enstitüsü'nün 1919'da kurulmasıdır. 1917 Ekim Devrimi'nden önce Rusya'da film sanayisi yoktu. 100'den fazla dilin konuşulduğu ve halkın büyük çoğunluğunun okuryazar olmadığı SSCB'de 1920'lerde 160 milyon insan yaşıyordu. Ülkenin yeni yöneticileri, sinemayı bu büyük ülkede insanları ortak bir amaç doğrultusunda bir araya getirecek bir araç olarak görüyorlardı. Bu nedenle sinemaya büyük bir öncülük tanıdılar. Teknik araçların yetersizliğine karşın çok sayıda nitelikli film yapıldı. Griffith'le birlikte çağdaş sinemanın öncüsü sayılan Sergei Eisenstein'ın Potemkin Zırhlısı (1925) bunların en güzellerinden biridir. Bir Yunan trajedisi gibi gelişen bu film etkileyici çekimleri ve kurgusuyla izleyicinin soluğunu keser. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Vsevolod İ. Pudovkin'in bir Maksim Gorki uyarlaması olan Ana (1926) filmi sessiz sinemanın başyapıtlarındandır.&lt;br /&gt;Dünya Savaşı'ndan sonra 1920-27 arası Fransa'da ilgi çekici filmler yapıldı. Dönemin önde gelen yönetmenlerinden Rene Clair İtalyan Hasır Şapka adlı komedi filmiyle adını duyurdu. 1920'lerde sinema ABD'nin en büyük sanayi dallarından biri durumuna geldi. Metro- Goldwyn- Mayer, Paramount, United Artists gibi dev film şirketleri o dönemde kuruldu. Yumuşak iklimiyle açık hava çekimlerine uygun olan Los Angeles kentinde Hollywood, ABD sinema sanayisinin merkezi durumuna geldi. Her çeşit filmin yapıldığı bu dönemde gag türünde kavgalı dövüşlü komediler başta geliyordu. Charlie Chaplin, Buster Keaton, Stan Laurel ve Oliver Hardy 1920'lerde parladı. Bu yıllarda yarısı 20 yaşın altında olan 40 milyon ABD'li düzenli olarak her hafta sinemaya gidiyordu. Sinema tarihine adı geçen filmlerden Cecil B. De Mille'in yönettiği On Emir, Douglas Fairbanks'in her ikisinde de başrolü oynadığı Robin Hood (1922) ve Bağdat Hırsızı bu dönemde yapıldı.&lt;br /&gt;İngiltere'de sessiz sinemanın önde gelen yönetmeni John Grierson, 1929'da sinema tarihinin ilk uzun belgesel filmi olan Balıkçı Tekneleri'ni çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesli Sinemanın Doğuşu&lt;br /&gt;1927'ye kadar filmler bütünüyle sessizdi. Konuşmalar filmin akışına kısa aralıklarla kesintiye uğratan yazılarla veriliyor, film piyano, keman yada bir pikaptan çalınan müzik eşliğinde gösteriliyordu. Yaklaşık 6.000 kişi alan bazı büyük sinema salonlarında belli bir film için özel olarak bestelenmiş müzik parçasını çalan 40 kişilik büyük orkestralar bulunuyordu. Film seslendirme çalışmaları ise 1906'dan beri sürüyordu. İlk sesli film 1927'de çekilen, şarkıcı Al Jolson'un oynadığı Caz Şarkıcısı'dır. Sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte izleyici sayısında büyük bir artış oldu. ABD'de sinema sanayisi kısa sürede sesli sinema teknolojisine geçti. Yapımcılar stüdyolarını elektronik ses kayıt aygıtlarıyla donattılar, sinema salonlarına büyük hoporlörler yerleştirildi. 1930'lardan başlayarak tüm filmler sesli olarak çekilmeye başlandı. Sanatçıların kendi sesini kullanması bazı zorluklar getirdi. Bazı oyuncular ezberlemekte güçlük çekiyor, ABD'li olmayan oyuncular İngilizce'yi aksanla konuşuyor yada sesle görüntü arasında uyum sağlamadığı oluyordu. Bu nedenlerden ötürü sinemada bu dönem de ağırlık olarak tiyatro oyuncuları yer alıyordu.&lt;br /&gt;Japonya'da filmlerdeki konuşmalar benşi adı verilen anlatıcılarla iletilirdi. Bazı anlatıcılar öylesine başarılıydı ki, adları oyuncularla birlikte yazılırdı. 1940'lara kadar sürdürülen anlatıcı geleneği Japonya'da sesli sinemaya geçişi geciktiren başlıca nedenlerden biri oldu.&lt;br /&gt;Sesli sinemanın ilk yıllarında yönetmenlerin çoğu konuşmalara gereğinden çok ağırlık vererek, görüntüyü ikinci plana attılar. Oysa ses ve konuşmaların asıl işlevi görsel anlatımın etkisini artırmaktı. Ses öğesini görsel anlatımın tamamlayıcı ve güçlendirici bir parçası olarak kullanmayı başaran ilk yönetmen Fransız Rene Clair oldu. Clair'in Milyon adlı filmi bu uygulamanın en yetkin örneklerinden biriydi. Sesli sinema oyunculuk alanında önemli değişikliklere yol açtı. Sessiz sinemanın abartılı el kol hareketlerine dayanan üslubu tümüyle anlamını yitirdi. Sesin görüntüye uyguluğu, oyunculukta doğallık ve yalınlık önem kazandı. Sonuçta sesli sinema kendi yıldızlarını yarattı. Hollywood filmlerinde rol alan Clark Gable, James Cagney daha önce Alman sinemasında adını duyuran Marlene Dietrich, çocuk oyuncu Shirley Temple ve sinema tarihinin efsane kadını İsveçli Greta Garba gibi yıldızlar ün kazandı. Aynı dönemde çocukların severek okuduğu ve izlediği Miki Fare'nin yaratıcısı Walt Disney ilk sesli çizgi filmlerini gerçekleştirdi. Dönemin önde gelen yönetmenleri John Ford, Howard Hawks, Frank Capra, George Cukar ve Orson Welles özgün usluplarıyla sinema sanatına önemli katkılarda bulundular. 1930'larda İngiltere'nin yetiştirdiği önemli yönetmenler Anthony Asguith ve gerilim filmlerinin babası sayılan Alfred Hitchcook'tu. 1933'te Alexander Karda ünlü aktör Charles Laughton'un oynadığı Kadınlar Celladı filmiyle tarihsel konulu film geleneğini başlattı.&lt;br /&gt;Fransa'da sesli sinema Rene Clair, Jean Vigo ve Jean Renoir'ın filmleriyle doruğa ulaştı. Vigo, Hal ve Gidiş Sıfır ve I'Atalante gibi şiirsel üslubu ağır basan filmler yaptı. Gerçekçiliği ve güçlü anlatımıyla dikkati çeken Jean Renoir'ın 1937'de tamamladığı Büyük Aldanış savaş karşıtı bir filmdi. Bundan başka Hayvanlaşan İnsan ve Oyunun Kuralı gibi önemli yapıtları da vardır. Almanya'da sinemacılar 1930'ların başlarında bazı güzel filmler çektiler. Ne var ki, Naziler'in yönetime gelmesi birçok sinemacının çalışma olanağını yok etti.&lt;br /&gt;1930'ların aynı zamanda renkli sinemaya geçiş dönemi oldu. Üç temel renk kullanımına dayanan ve technicalar adıyla bilinen renklendirme yöntemi ilk kez Walt Disney'in Üç Küçük Domuz adlı çizgi filminde kullanıldı. Disney'in ilk uzun metrajlı renkli filmi 1937'de tamamladığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Dünya Savaşı YıllarıSavaş yıllarında sinema dünyası büyük bir durgunluk yaşadı. Genellikle savaşı değişik yönleriyle tanıtmayı ve cephedeki ordulara moral vermeyi amaçlayan filmler çekildi. Dönemin başlıca önemli filmleri ABD'de Frank Capra'nın Neden Savaşıyoruz adlı belgesel propaganda dizisi, Orson Welles'in bir basın kralının yaşamı üzerine kurulu başyapıtı Yurttaş Kane ve John Ford'un Gazap Üzümleri ile Tay Garnett'in Postacı Kapıyı İki Defa Çalar adlı yapıtlarıydı. İngiltere'de aynı dönemde Noel Coward'ın senaryosunu yazdığı Kısa Görüşme ve Denizler Hakimi gösterime girdi.&lt;br /&gt;SSCB'de Ayzenştayn, Aleksandr Nevski ve Korkunç İvan'ı, Sergey ve Georgi Vasiliyev Çapayev'i çektiler.&lt;br /&gt;___________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş Sonrası Dönem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&lt;br /&gt;1950'lerde ABD'nin önemli filmleri arasında George Stevens'ın Vadiler Aslanı ile Elia Kazan'ın New York'ta yoksul işçi çevrelerinin ve rıhtım gangesterlerinin yaşamını anlatan Rıhtımlar Üzerinde'si sayılabilir. Ünlü yönetmen Alfred Hitchcook özellikle banyodaki soluk kesici cinayet sahnesiyle tanınan Sapık adlı gerilim filmini aynı dönemde çekti. Ne var ki, savaşın sonunda ABD sineması köstekleyen, tutucu hükümetin filmlere uyguladığı yoğun sansürle birlikte "Hollywood 10'ları" olarak anılan sekiz senaryo yazarı ve iki yönetmenin kara listeye alınması oldu. Bir ihbar salgını başlamıştı. Pek çok sanatçı ABD'ye karşı yıkıcı etkinliklerde bulunmak ve komünist olmakla suçlandı. Suçlananlar arasında bulunan Charlie Chaplin, büyük bir beğeni kazanan Sahne Işıkları'nı yaptığı yıl ülkeyi terke etti. Yapımcılar izleyiciyi yeniden sinema salonlarına çekebilmek için teknolojik yeniliklerden yararlanmaya çalıştılar. Özel gözlüklerle izlendiğinde üçboyutlu görüntü etkisi yaratan filmler ilk kez o dönemde ortaya çıktı. Bu buluşun beklenen başarıyı sağlayamaması üzerine, sinemaskop adı verilen büyük görüntü uygulamasına geçildi. Görüntünün enini, boyunun 2,5 katı olarak verebilen sinemaskop filmler izleyicileri yeniden salonlara çekmekte başarılı oldu. ABD'de art arda Oklahoma, yeniden çekilen On Emir ve Ben Hür gibi tarihsel ve dinsel konulu filmler, müzikaller, western'ler çekilmeye başlandı. Bunlar çok sayıda oyuncunun ve gösterişli dekorların kullanıldığı masraflı yapımlardı. Sinemacılar bu çabalarına karşın, 1950-60 arasında televizyonun hızla yaygınlık kazanması, sinema izleyicisinin önemli ölçüde azalmasına ve büyük film şirketlerinin çökmesine neden oldu. Bu durum sinemacıları büyük bir arayışa yöneltti. 1960'ların sonlarına doğru ABD'de Arthur Penn, Sam Peckinpah, Robert Altman, Dennis Hopper, Stanley Kubrick gibi yönetmenler Hollywood'un cinsellik, şiddet, milliyetçilik gibi konulardaki kalıplaşmış sinema anlayışının dışına çıkan filmler yaptılar. Yeni, değişik üsluplar ve teknikler kullandılar. Gençliğe yönelik bu filmler sinemaya gençleri kazandırdı. Sydney Pollack'ın 1929 Büyük Dünya Bunalımı'nın insanların üstündeki etkisini çok çarpıcı bir biçimde yansıtan Atları da Vururlar, Arthur Penn'in Bonnie ve Clyde, Stanley Kubrick'in 2001: Uzay Yolu Macerası, Sam Peckinpah'ın Kahraman Binbaşı ile Vahşi Belde gibi etkileyici filmleri ekrana geldi. 1970'lerde ve 1980'lerin başlarında son derece etkileyici ses ve görüntü efektlerinin kullanıldığı heyecan dolu serüven ve bilimkurgu filmleri çekildi. George Lucas'ın Yıldız Savaşları ile Steven Spielberg'in insanlara saldıran dev bir köpekbalığının kovalanmasını konu alan gerilim filmi Jaws, Kutsal Hazine Avcıları ve dünya dışından bir yaratıkla çocukların kurduğu dostça ilişkiyi anlatan E.T. adlı filmleri gişe rekorları kırdı ve olumlu eleştiriler aldı. ABD'de o dönemde çekilen filmlerin maliyeti inanılmaz boyutlara ulaştı. Sözgelimi 1987'de bir filmin ortalama maliyeti yaklaşık 18 milyon dolardı. Bu tür filmlerin yanı sıra Robert Altman, Michael Cimino, Francis Ford Coppola, Martin Scorsese ve Milos Forman gibi yönetmenler toplumsal sorunları konu alan filmler çektiler. Bunlardan Altman'ın savaş karşıtı komedisi Cephede Eğlence, Cimino'nun Vietnam Savaşı'nı konu alan Avcı, Scorsese'nin ABD'de şiddete yönelik eğilimi ele alan Taksi Şoförü, Coppola'nın Baba ve Kıyamet, Forman'ın Guguk Kuşu adlı filmleri anmaya değer yapıtlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya&lt;br /&gt;Savaştan sonra İtalya'da ülkenin uğradığı yıkım ve toplumsal sorunları konu alan önemli filmler çekildi. İlk Yeni Gerçekçi film Luchino Visconti'nin Tutku'su idi. Ne var ki, faşist İtalyan yönetimce gösterimi engellendiği için, uluslar arası izleyici Yeni Gerçekçi sinemayla, İtalyan II. Dünya Savaşı'nın sonunda teslim olduktan iki hafta sonra Roma sokaklarında çekilen Roberto Rossellini'nin Roma, Açık Şehir adlı filmiyle tanıştı. Ardından Visconti'nin Sicilya'nın bir balıkçı köyündeki yaşamı anlatan destansı filmi Yer Sarsılıyor geldi. Vittorio de Sica'nın, bisikleti çalınan bir işçinin hırsızı bulabilmek için oğluyla birlikte başına gelen trajik öyküsü olan Bisiklet Hırsızları gösterildiği yerlerde büyük yankı uyandırdı. Başlangıçta Rossellini ile birlikte çalışan Federico Fellini ilk kez Sonsuz Sokaklar filmiyle adını duyurdu. Daha sonra gerçek ile gerçeküstünün birbirine karıştığı bir dille birbirinden güzel filmler yaptı. Fellini gibi sinema yaşamına Rossellini ile çalışarak başlayan Michelangelo Antonioni önceleri Yeni Gerçekçi belgesel kısa filmler yaptı. Daha sonra çağdaş kent yaşamının getirdiği yabancılaşmayı vurgulayan Macera, Gece, Kızıl Çöl ve bir kimlik arayışı olan Yolcu gibi filmleriyle dünya çapında yankı uyandırdı. İtalya'nın savaştan sonraki ikinci kuşak yönetmenlerinden Ettore Scola Özel Bir Gün, Ermanno Olmi Nalın Ağacı ve Ermiş Ayyaş Destanı gibi filmlerle Yeni Gerçekçi Akım'ı sürdürdü. Pier Paola Pasolini ve Bernardo Bertolucci siyaset, tarih ve cinselliğin iç içe geçtiği filmler yaptılar. Bertolucci'nin 1900 adlı filmi altı saatte yarım yüzyıllık İtalyan tarihini sığdıran görkemli bir gösteridir. Gillo Pontecorvo'nun Cezayir Savaşı ise, kent gerilla savaşını anlatan, belgesel film üslubunda, propaganda amacı gütmeyen etkileyici bir siyasal sinema örneğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa&lt;br /&gt;Fransa'da savaştan sonra sinemaya damgasını vuran en önemli olay Yeni Dalga hareketiydi. Fransa'da işgal sırasında ve savaştan sonra senaryoya dayalı çok iyi filmler yapılmıştı. Fransız sinemasının önde gelen adlarından oyuncu ve yönetmen Jacques Tati, sıradan insanların yaşamını özgün bir mizah anlayışıyla perdeye aktardı. Tati Bayram Günü ve Bay Hulot'un Tatili adlı filmleriyle, Jean Cocteau Güzel ve Hayvan, Rene Clement Yasak Oyunlar adlı filmleriyle tanındılar. Gene bu yıllarda sürdürülen belgesel çalışmalar, genç yönetmenlere sinema sanayisi kalıplarının dışına çıkma ve bağımsız çalışma cesareti verdi. Andre Bazin'in 1951'de yayımlamaya başladığı Cahiers du Cinema adlı dergide Yeni Dalga Akımı'nın kuramsal tartışmaları yer aldı. Genç yönetmenler film kamerasını bir kalem gibi kullanmayı savunuyordu. Film, yönetmenin imzasını taşımalı, onun özgün, kişisel anlatım aracı olmalıydı. Bu yönetmenler öyküyü, baştan sona geriye dönüşlere ve düşlere yer vererek aktardılar. Sinemanın ayrı bir sanat dalı olduğu ilk kez bu dönemde tartışma gündemine geldi. Yönetmenler filmlerinde kurgudan çok görüntü düzenine önem verdiler, çekimlerini elde taşınır kameralarla yaptılar. Claude Chabrol'un senaryosunu yazdığı ve yapımını üstlendiği ilk filmi Yakışıklı Serge Yeni Dalga Akımı'nın 1950'lerin sonuna doğru ilk yapıtlarını veren başlıca temsilcileri Serseri Aşıklar ile Jean- Luc Godard, Hiroşima, Sevgilim ile Alain Resnais, Aşıklar ile Louis Malle ve Dört Yüz Darbe ile François Truffaut'dur. 1970'lerde Yunan asıllı Fransız yönetmen Costa-Gavras siyasal filmleriyle ilgi çekti. Bunlardan İtiraf, Sıkıyönetim ve Kayıp güncel siyasal olayların karanlıkta kalan yanlarına eğilerek pek çok tartışmaya yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere&lt;br /&gt;Savaş sonrasında İngiltere'de sinema önemli bir gelişme gösterdi. Yönetmen Carol Reed, bir roman uyarlaması olan Ölümden Kuvvetli ve konusu savaş sonrasında Viyana'da geçen Üçüncü Adam adlı filmleriyle dikkat çekti. David Lean, İngiliz yazar Charles Dickens'tan 1946'da Büyük Umutlar'ı ve 1948'de de Oliver Twist'i sinemaya uyarladı. Ünlü sinema ve tiyatro oyuncusu Laurence Olivier, William Shakespaere'den uyarlanan Henry V ve Hamlet filmleriyle büyük başarı kazandı. Aynı dönemde adını duyuran bir başka oyuncu da Taçlar ve Kalpler ve Altın Hırsızları gibi komedi filmlerinde olağanüstü oyunculuk yeteneğini gösteren Sir Alec Guinness'di. Bu filmlerin senaryoları büyük ölçüde klasik edebiyat yapıtlarına dayanıyordu.&lt;br /&gt;1950'lerin sonlarında ve 1960'larda Fransız Yeni Dalga filmlerinin etkisiyle İngiltere'de, çalışan insanların günlük yaşamlarını konu alan gerçekçi filmler yaygınlık kazandı. Tony Richardson'ın Öfke, Jack Clayton'ın Tepedeki Oda ve Karel Reisz'ın Cumartesi Gecesi ve Pazar Sabahı adlı filmleri uluslar arası düzeyde ün kazandı. Sean Connery'nin James Bond tipini canlandırdığı ünlü casus filmleri de aynı dönemde yapıldı.&lt;br /&gt;İngiltere 1960'larda Avrupa sinema sanayisinin merkezi durumuna geldi. O dönemde art arda birbirinden güzel filmler çekildi. Tony Richardson'ın romanından uyarladığı Tom Jones, John Schlesinger'ın Thomas Hardy'nin romanından uyarladığı Bir Aşk Yetmez ile Gece Yarısı Kovboyu ve Lindsay Anderson'ın Eğer adlı filmleri dönemin unutulmaz yapıtları arasındaydı. Ne var ki, bir süre sonra İngiliz ekonomisinde baş gösteren durgunluk birçok yönetmenin, başta ABD olmak üzere öteki ülkelere göç etmesine yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;II. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nı uğradığı yenilgi ve daha önce Naziler'ce sinemaya uygulanan baskılar yüzünden bu ülkede uzun bir süre sinema önemli bir varlık gösteremedi. 1960'larda Genç Alman Sineması adı altında federal hükümetten ödenek alan bağımsız bir yapım ve dağıtım kuruluşu kuruldu. Alman sinemasının önde gelen adları, savaş yıllarını ya da savaş sonrası toplumu konu alan Maria Braun'un Evliliği, Lola ve Veronika Voss'un Tutkusu gibi filmleriyle Rainer Werner Fassbinder, Berlin Üzerindeki Gökyüzü ile Wim Wenders ve Stroszek gibi doğal ve cana yakın bir mizah içeren filmleriyle Werner Herzog'dur. Volker Schlöndorff ile Alexander Kluge, Fransız Yeni Dalga Akımı'ndan büyük ölçüde etkilendiler. Devletin sinema sanayisine destek olması kadın yönetmenleri ve azınlıkları da yüreklendirdi. Devrim mücadelesinin önde gelen kadınlarından Rosa Luxenmburg'un yaşamını, kadın yönetmen Margarethe von Trotta sinemaya uyarladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralya&lt;br /&gt;1970'lerden önce varlık gösteremeyen Avustralya sineması, o yıllarda hükümetçe kurulan Avustralya Film Komisyonu'nun desteğiyle bir gelişme gösterdi. 1985'e kadar, bazıları uluslar arası düzeyde başarı kazanan yaklaşık 400 film çekildi. 1980'lerin en başarılı filmleri şiddet ve gerilim öğesinin usta bir biçimde kullanıldığı Çılgın Max ve Peter Weir'ın I. Dünya Savaşı sırasında biri Çanakkale'de ölen iki arkadaşın öyküsünü anlattığı Gelibolu'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya&lt;br /&gt;2. Dünya Savaşı'ndan önce Sovyet sinemasında gözlenen durgunluk savaştan sonra da sürdü. İlgi uyandıran az sayıda filmin arasında Grigori Çukray'ın 1959 yapımı Askerin Türküsü, Sergey Bondarçuk'un görkemli Savaş ve Barış uyarlamasıyla, Nikita Mihalkov'un Oblomov'u vardı. Dünya sinemasını etkilemeyi başaran ve özellikle 1980'lerde adını en çok duyuran yönetmen ise Andrey Tarkovski oldu. Tarkovski, İvan'ın Çocukluğu, Andrey Rublev, Solaris, Ayna, Nostalghia ve son filmi Kurban'da, derinliği ve simgesel çağrışımlarıyla izleyicilerin üzerinde kalıcı bir etki yaratmaktaki ustalığını gösterdi. Rusya'da 1980'lerin ortalarında, daha önce yasaklanmış filmler de gösterilmeye başlandı. Yönetmen Gleb Pantilov'un 1976'da çekilmesine karşın ancak 1986'da gösterilebilen Tema adlı filmi geçmişle bir hesaplaşmaydı. Gürcü yönetmen Tengiz Abuladze ise Yakarış, Dilek Ağacı ve Nedamet'ten oluşan üçlüsünde kendine özgü bir üslupla geçmişteki baskıyı eleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu Avrupa&lt;br /&gt;Film sanayisinin devleştirildiği Doğu Avrupa ülkelerinde 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sinema okulları açıldı. Polonya'da 1953'ten sonra Andrzej Munk Yolcu, Roman Polanski Sudaki Bıçak, Andrzej Wajda Kanal, Küller ve Elmas, Mermer Adam ve Demir Adam gibi filmleriyle büyük bir duyarlılıkla beyaz perdeye yansıttılar.&lt;br /&gt;Genç kuşak yönetmenlerinden Krzysztof Kieslowski 1988 yapımı On Emir'le evrensel sorunlara parmak bastı. Yeni Dalga'dan ve Polonya sinemasından etkilenen Çekoslovak yönetmenler de duyarlı ve özgün filmler yaptılar. Janos Kadar'ın Ana Caddedeki Dükkan'ı buna örnektir.&lt;br /&gt;Macaristan'da Budapeşte Film Akademisi'nde yetişen Istvan Szabo'nun Mefisto'su uluslar arası düzeyde başarı kazandı. Miklos Jancso'nun birbirini izleyen Umutsuzlar, Kızıl İlahi ve Macar Rapsodisi Macar halkının yüzyılın başından bu yana sevinçlerinin ve acılarının destanıydı.&lt;br /&gt;Yugoslavya'da Emir Kusturica, Çingene çocuklarının başından geçenleri anlattığı Çingeneler Zamanı ile evrensel boyutlu bir film yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya ve Yunanistan&lt;br /&gt;Film sanayisinin güçlü olmadığı İspanya'da Luis Bunuel yaratıcı kişiliğiyle sinemada Gerçeküstücülük Akımı'nın ilk örneğini verdi. 1950'lerde yerleştiği Meksika'da film yapımcılığını sürdürdü ve Meksika sinemasını etkiledi. Madrid'deki Sinema Araştırmaları ve Deneyleri Enstitüsü'nü bitiren Carlos Saura Av ve Kanlı Düğün gibi filmleriyle dikkati çekti.&lt;br /&gt;Yunanlı yönetmen Theo Angelopulos, Kampanya, Avcılar, Kitera'ya Yolculuk, Arıcı ve Puslu Manzaralar'da şiirsel bir anlatımla Yunan tarihini ve savaş yıllarını irdeledi. Angelopulos bu filmlerde insan ilişkilerini olağanüstü bir duyarlılıkla işlemeyi başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveçDevletçe desteklenen İsveç sineması güçlü değilse de 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaratıcı yönetmen Ingmar Bergman'ın yapıtlarıyla dünya çapında adını duyurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistan&lt;br /&gt;Bu ülke dünyanın en çok film çeken sinema sanayisine sahip olmakla birlikte, filmler genellikle kendi izleyicisine yönelik olduğundan uluslar arası düzeyde varlık gösterememiştir. Sinema, sanayisinin devlet desteğiyle yürütüldüğü Hindistan'da 16 değişik dilde olmak üzere yılda toplam 700 film çekilir. Hindistan'da televizyon yaygın olmadığından sinema başlıca eğlence aracıdır. Köylerde açık havada film gösterisi yapan gezgin sinemacılar oldukça yaygındır.&lt;br /&gt;Hint sinemasının uluslar arası düzeyde adından söz ettiren ünlü yönetmeni Satyacit Ray, filmlerinde köylülerin günlük yaşamını sevecen ve mizah dolu bir yaklaşımla görüntüler. En çok tanınan filmlerinden Pather Pançali öksüz bir çocuk ile annesinin öyküsüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya&lt;br /&gt;Japon sineması 2. Dünya Savaşı sonrasında büyük bir canlanma dönemine girdi ve önemli yönetmenler yetişti. 1950'lerde Akira Kurosava Raşamon, Yedi Samuray, İngiliz yazar Shakespear'in Macbeth adlı oyunundan uyarladığı Kanlı Taht adlı filmleriyle uluslar arası düzeyde ün kazandı. 1960'lardan sonra da başarısını sürdüren Japon sineması 1980'lerde televizyonun rekabeti karşısında durakladı. O dönemde şiddet filmleri yaygınlık kazandı. Yaratıcı yönetmenlerin çoğu ülke dışında olanaklar aramaya başladılar. Bugün Japonya dünyanın en çok film üreten ülkelerinden biri olmakla birlikte, yapımların çoğu televizyon filmidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Amerika ve Afrika&lt;br /&gt;1960'larda ulusal motiflerden yararlanılarak, halkları sömürüye ve baskıya karşı bilinçlendirmeye yönelik, şiirsel başkaldırı filmleri yapıldı. Dansı ve müziği, ülkesinde cunta yönetimi sırasında çekilen acıları dile getirmekte kullanan Arjantinli yönetmen Fernando Ezequiel Solanas'ın Tangolar ve Güney adlı filmleri buna örnektir.TUNALIM-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-634456366305390632?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/634456366305390632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/dunya-sinema-tarihi-ulkelere-gore-ilk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/634456366305390632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/634456366305390632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/dunya-sinema-tarihi-ulkelere-gore-ilk.html' title='Dünya Sinema Tarihi'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-UV8qzVEZzPU/ToIWWOTE00I/AAAAAAAAJyU/ACSsrgbfVnw/s72-c/g5wBP.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3525124353582603641</id><published>2011-09-27T11:10:00.001-07:00</published><updated>2012-01-11T23:59:45.118-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='celebrities'/><title type='text'>HOLLYWOOD'UN ON GÜZEL YILDIZI</title><content type='html'>&lt;em&gt;Top 10 Jewish Hotties In Hollywood&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The “Chosen Ones” have given us bagels and A-bombs. Seinfeld and Larry David. They’ve made us laugh and the Palestinians relocate. However, over the past few years it’s been their women that have left the most vivid impressions on our minds. From Scarlett Johansson and Mila Kunis to Gwyneth Paltrow and Bar Refaeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;They have come out of nowhere to give Brazilian girls a run for their money as the hottest group of women in the world.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;1. Bar Refaeli&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40989" rel="attachment wp-att-40989"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Bar-Refaeli-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What’s there to say? When you close your eyes and picture perfection at the age of 7. You picture her. When you do it at 18. It’s still her. And 47. Still the same old Bar. She’s not only the Hottest Jewish Girl in the world. She’s the hottest girl period. She looks flawless in everything she puts on, and especially in everything she takes off.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: Anything and everything she’s ever done.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;2. Rachel Bilson&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40978" rel="attachment wp-att-40978"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Rachel-Bilson-top-1.jpg" alt="" width="580" height="468" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I don’t know what the Jews (is that a racial slur?) put in their water but man do they produce some unbelievable girl-next-door types. And Summer Roberts aka Rachel Bilson is at the top of the list. She would have been number one if guys actually preferred the girl-next-door types over the drop-dead-gorgeous ones, like we like to tell women we do.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: The OC. Her character on the show personifies what a girlfriend should be. Gorgeous. Into comic books. And filthy rich.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;3. Brooke Burke&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40965" rel="attachment wp-att-40965"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Brooke-Burke-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="725" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She’s like the Jewish Denise Richards, just keeps getting better and better with age. Brooke will look good in a skirt well into her 60s. Which is one of the reasons she’s ranked so high, she has longevity. That and she’s hosted probably the single greatest male TV show ever, Wild On! If you still think that she’s ranked too high here’s a little statistic for you, she’s 40, has 4 kids, and still looks better in a bikini than your girlfriend in college did.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must Watch:&lt;/strong&gt; Wild On! Party with Brooke and the sexiest, sluttiest girls, in the most exotic locales around the world.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;4. Mila Kunis&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40956" rel="attachment wp-att-40956"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Mila-Kunis-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="805" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It’s hard to decide if Mila is the perfect girl-next-door with her petite frame and long brown hair, or if she’s a vixen in disguise with her big, light, seductive, eyes and sultry voice. Either way, bitch be workin’ it.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: After Sex, in which she’ finger-bangs Zoe Saldana.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;5. Esti Ginzburg&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40947" rel="attachment wp-att-40947"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Esti-Ginzburg-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="745" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She’s one for the future. Well… she’s also one for the present, having appeared in 3 consecutive Sports Illustrated Swimsuit Issues (2009-11), as well as in Chase Crawford’s starring vehicle, Twelve.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: Twelve, by default. The movie’s horrendous. 50 Cent’s in it so I don’t need to say more, but Esti definitely stands out as the brightest spot in an otherwise shit-show.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;6. Emmy Rossum&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40936" rel="attachment wp-att-40936"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Emmy-Rossum-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="750" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fell in love with her during Day After Tomorrow and she’s had a firm grasp on my penis ever since. Emmy has the body of a dancer, the voice of a classically trained singer, and the breasteses of a college coed.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: Shameless (TV show). Not only is this a great fucking show but it seems that she goes out of her way to take off her clothes every episode. Titties everywhere!&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;7. Emmanuelle Chriqui&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40927" rel="attachment wp-att-40927"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Emmanuelle-Chriqui-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="773" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Most of us got introduced to Emmanuelle through one of the greatest shows ever, Entourage (at least the first 3 seasons were great). And amongst all the hot ass that has come and gone through the duration of the show, she’s somehow managed to stick around all the way till the end, which speaks volumes about her beauty.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: After Sex. She shows titties!&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;8. Alison Brie&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40918" rel="attachment wp-att-40918"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Alison-Brie-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="787" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The relative newcomer who’s schoolgirl sexiness and comedic timing has transformed Community into one of the best shows on TV (no matter how hard Joel McHale tries to ruin it). The type of girl you imagine settling down with in high school (before porn completely corrupts your idea of love).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: The aforementioned Community. Steals scenes on a weekly basis.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;9. Elizabeth Banks&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40907" rel="attachment wp-att-40907"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Elizabeth-Banks-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="870" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pale skin. Blue eyes. Blonde hair. Sexiest voice in Hollywood. Can play comedic just as easily as dramatic roles. What’s there not to love?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: Zack and Miri Make A Porno. OK, so it’s not a cinematic masterpiece but it does have its moments. And Elizabeth is hot as ever in it. Or, 30 Rock season 5. Can never go wrong with 30 Rock.&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;10. Natalie Portman&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40898" rel="attachment wp-att-40898"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Natalie-Portman-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="544" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sure she might have the body of a malnourished Ethiopian schoolboy but that face makes up for everything her frail vegetarian body lacks. Absolute perfection. On top of that she’s a Harvard grad. Brains, beauty, and wealth. Kryptonite of every guy out there. That’s why she’s ranked so low.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Must watch&lt;/strong&gt;: Garden State. Forget her nakedness in Your Highness and Closer. Watch Garden State and truly fall in love.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Honourable mention&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;:&lt;strong&gt; Scarlett Johansson&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://turkeypictures.blog.com/?attachment_id=40998" rel="attachment wp-att-40998"&gt;&lt;img src="http://brosome.com/wp-content/uploads/2011/09/Scarlett-Johansson-Top-1.jpg" alt="" width="580" height="726" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;If I didn’t see her naked ass recently I wouldn’t have even included her here as an after thought. The girl’s been overrated since she’s popped onto the scene. She does have nice individual features. Full lips. Buxom titties. Big green eyes. Curvaceous ass. But they just don’t seem to gel together like one would assume. Just like the Miami Heat. Having seen her naked recently though, she get’s an honourable mention. Her body’s alright in my books. (&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;a href="http://brosome.com/"&gt;http://brosome.com/&lt;/a&gt; )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Visit &lt;a title=" " href="http://survivingu.com/" target="_blank"&gt;survivingu.com&lt;/a&gt; for the latest university debauchery and follow Jonathan @&lt;a href="http://twitter.com/#!/JonathanBurda" target="_blank"&gt;JonathanBurda&lt;/a&gt;Gemma Atkinson:&lt;object width='464' height='300' id='195722' type='application/x-shockwave-flash' classid='clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000' alt='Gemma Atkinson Christmas - zooweekly.co.uk in http://www.break.com'&gt;&lt;param name='allowFullScreen' value='true' /&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name='flashvars' value='playerversion=12'&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name='movie' value='http://embed.break.com/MTk1NzIy'&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name='allowScriptAccess' value='always'&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed flashvars='playerversion=12' src='http://embed.break.com/MTk1NzIy' type='application/x-shockwave-flash' allowFullScreen='true' allowScriptAccess='always' width='464' height='300'&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size=1&gt;&lt;a href='http://www.break.com/usercontent/2006/12/14/gemma-atkinson-christmas-zooweekly-co-uk-195722' target='_blank'&gt;Gemma Atkinson Christmas - zooweekly.co.uk&lt;/a&gt; - Watch More&lt;a href="http://www.break.com"&gt;Funny Videos&lt;/a&gt;&lt;/font&gt;&lt;iframe src="http://player.vimeo.com/video/26401420?color=ffae00" width="400" height="225" frameborder="0" webkitAllowFullScreen mozallowfullscreen allowFullScreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/26401420"&gt;GQ - Brooklyn Decker&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/twopenguins"&gt;Two Penguins&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3525124353582603641?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3525124353582603641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/hollywoodun-on-guzel-yildizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3525124353582603641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3525124353582603641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/hollywoodun-on-guzel-yildizi.html' title='HOLLYWOOD&apos;UN ON GÜZEL YILDIZI'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3454351211313818398</id><published>2011-09-24T16:05:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T16:31:43.325-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>TÜRKİYE'DE SİNEMANIN DOĞUŞU ve GELİŞİMİ</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-D2-Uz4INgF0/Tn5oT8fHRbI/AAAAAAAAJts/WfGCVPaQMeM/s1600/images.jpeg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="87" width="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-D2-Uz4INgF0/Tn5oT8fHRbI/AAAAAAAAJts/WfGCVPaQMeM/s320/images.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sinemanın Türkiye’ye gelişi 1896 yılına rastlar. Operatör Promio, İstanbul ve İzmir dolaylarında kısa kısa filmler çekti. Yurt dışından gelip Türkiye’de ilk kısa metrajlı film çekimini gerçekleştiren yabancılardan sonra, yine yabancılar tarafından ilk film gösterisi yıldız sarayında yapılmıştır.[3]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra da Romanya uyruklu bir Polonya yahudisi olan Sigmund Weinberg Türkiye’6de halka açık ilk film gösterisini gerçekleştirecekti. Bu ilk gösteri büyük ilgiyle karşılandı. Ne var ki şaşkına dönen seyircilerin içinde bu yeniliğe karşı çıkıp, beyaz perdede birbiri ardına yürüyen canlı resimleri seyretmeyi günah sayanlarda vardı.[4] Halk açık bu ilk gösteri Beyoğlu karşısına düşen hammalbaşı sokaktaki Avrupa Pasajının 7 numaralı yeriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra bu gösteriler şehzade başı Feyziye kırathanesi ile Tepebaşı ve Odeon tiyatrolarında devam edip İstanbul’un çeşitli yerlerine yayıldıysa da, ülkemizde yerleşik ilk sinema salonu açan yine (1905) Sigmund Weinberg’dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMANLICA BAZI SİNEMA DERGİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİNEMA GAZETESİ&lt;br /&gt;SİNEMA POSTASI (LE COURRIER DU CINEMA)&lt;br /&gt;SİNEMA YILDIZI&lt;br /&gt;OPERA-SİNE (OPERA-CINE)&lt;br /&gt;SİNEMA MECMUASI (LE CORURIER DU CINEMA)&lt;br /&gt;SİNEMA REHBERİ&lt;br /&gt;FİLM MECMUASI (LE FILM)&lt;br /&gt;SİNEMA MİHVERİ&lt;br /&gt;ARTİSTİK-SİNE (ARTISTIC-CINE)&lt;br /&gt;TÜRK SİNEMASI (CINE-TURC)&lt;br /&gt;SİNEMATOGRAF CERİDESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1910 - 1930 Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914&lt;br /&gt;1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay, Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt;Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi'nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı Pençe'yle Casus, Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1919&lt;br /&gt;Bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. Mürebbiye ile Binnaz. Her iki filmin yönetmeni, Türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki Ahmet Fehim'di. Ve oyuncuları da Raşit Rıza Samako, Behzat Butak, Hüseyin Kemal Gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. Kadın oyuncuları ise Mm. Kalitea, Eliza Binemeciyan ve Bayzar Fasulyeciyan'dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1921&lt;br /&gt;Dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu, Bican Efendi Vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle Türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. Bu, konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise Karagözoğlu'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Efendi, yeğenleri Şakir ve Kemal Seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup, "Sinema İşçileri Şirketi"ni kurarlar. Yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket, çalışmalarını 1928'li yıllara kadar sürdürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1922&lt;br /&gt;1916 yılından beri Almanya'da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu Muhsin Ertuğrul'un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan Kemal Film şirketinin kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Kemal Film şirketini ve Eyüp'teki Feshane Fabrikası'nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) Kemal Film Stüdyosu'nu kuran Kemal ve Şakir Seden kardeşlerdir. Sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul; Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; İstanbul'da Bir Facia-i Aşk (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve Boğaziçi Esrarı (Nur Baba). İkincisi olaylı bir filmdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanından sinemaya uyarlanan Nur Baba'nın çekimi sırasında Bektaşiler, film setini basarlar. Olaylar çıkar. Bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. Ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923&lt;br /&gt;Muhsin Ertuğrul, tek adam olarak Türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. Ve birbiri ardına üç film çeker. İlki Halide Edip Adıvar'dan uyarladığı Ateşten Gömlek'tir. Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir ilk filmdir. Türk sineması adına bir diğer özelliği de Ateşten Gömlek'te ilk kez Türk kadınlarının oynamasıdır. Ve böylece Cumhuriyet'in ilanının (1923) Müslüman Türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu, Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir'le yeni bir dönem açılır. Leblebici Horhor ve Kız Kulesinde Bir Facia, Ertuğrul'un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.&lt;br /&gt;1924&lt;br /&gt;Muhsin Ertuğrul, bu kez bir filmle yetinir. Peyami Safa'nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Sözde Kızlar'ı çektikten bir yıl sonra (1925) Rusya'ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1928&lt;br /&gt;1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan İpekçe Kardeşler, bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. Adı İpek Film olan kurum, Türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. Yurtdışından dönen Muhsin Ertuğrul, bu yeni şirketin ilk filmi olan Ankara Postası'nın çekimine başlarsa da, filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. Aynı yıl çekime başladığı Kaçakçılar'a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. Ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1931 - 1950 Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1931&lt;br /&gt;Muhsin Ertuğrul'un İstanbul Sokaklarında adlı filmi, Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır (Türk-Mısır-Yunan). Semiha Berksoy, Talat Artemel, İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir, Yunanlı Gavrilides'in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme (dublaj) işlemi Paris'teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle İstanbul Sokaklarında ilk film sayılır. Yani sessiz çekilip sonradan dublaj sistemiyle seslendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1932&lt;br /&gt;Dâr-ül-bedayi (tiyatrocular) oyuncularından (Atıf Kaptan, Ferdi Tayfur, Mahmut Moralı, Hadi Ün, Hazım Körmükçü, Sait Köknar, Ercüment Behzat Lav) egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen Bir Millet Uyanıyor Muhsin Ertuğrul'un en önemli filmi kabul edildiği gibi, Türk sinema tarihimizin de ilk yüz akı filmlerimizden biridir. Ve ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu Yahya Kaptan rolüyle Atıf Kaptan'dır. Ertuğrul, Kaçakçılar'la çalışmalarını sürdürürken, İpek Film Şirketi de Nişantaşı'nda ilk sesli stüdyoyu kurup işlemlere başlar. Bu yıl, ilk şekliyle hazırlanan Sinema Filmlerinin Kontrolü Hakkında Talimatname'de yürürlüktedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1933&lt;br /&gt;4 uzun, 3 kısa öykülü film çekildi. Güldürüler, vodviller ve operet türü filmlerin yılıdır. Muhsin Ertuğrul, Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir Allah Bir ve Fena Yol adlı filmlerini gerçekleştirir. Fena Yol, Türk sinemasının ikinci ortak yapımıdır (Türk-Yunan). Bu ara Ertuğrul; Mümtaz Osman takma (müstear) adıyla senaryo çalışmaları yapan Nâzım Hikmet'le (Ran) birlikte Cici Berber'i yönetir. Nâzım Hikmet'in kısa öykülü film çalışması Düğün Gecesi/ Kanlı Nigâr'dan sonra Dâr-ül-bedayi oyuncularından Hazım Körmükçü'de Yeni Karagöz'le yönetmenliği dener.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1934&lt;br /&gt;Ha-Ka Film şirketi (Halil Kamil) kurulur. Ertuğrul, Milyon Avcıları ve Leblebici Horhor Ağa; Nâzım Hikmet ise İstanbul Senfonisi ile (kısa film) çalışmalarını sürdürür. Ertuğrul'un ikinci kez perdeye uyarladığı Leblebici Horhor Ağa'nın önemi Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'ne katılıp onur diploması almasıdır. Ve bu Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1935&lt;br /&gt;Muhsin Ertuğrul Aysel Bataklı Damın Kızı'yla Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. Sovyet sinemasının etkilerini taşıyan filmin bir özelliği de oyuncu Cahide Sonku'yla ortaya çıkar. 1933 yılında Dâr-ül-bedayi oyuncusu olarak sinemada işbaşı yapan Sonku, Aysel rolüyle kendinden sonra gelen kuşağa yıldızlık yolunu açar. Çünkü Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939&lt;br /&gt;1916'lardan başlayıp 1939 yılına kadar uzanan, Muhsin Ertuğrul ve tiyatro oyuncularının damgasını vurduğu bu dönemde Taş Parçası'yla bağımsız bir yönetmen araya girer. Tiyatrocuların dışından gelen bu yönetmen Faruk Kenç'tir. Almanya'da Fotoğrafçılık ve Film Okulu'nu bitirip 1938 yılında yurda dönen Kenç, zorunlu olarak Muhsin Ertuğrul'un takımındaki tiyatro oyuncularıyla bir süre çalışacaktır. Çünkü o günün koşulları içinde Şehir Tiyatrosu oyuncuları, hocaları Ertuğrul'un izinde olup, Türk sinemasını ellerinde tutmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1940&lt;br /&gt;Faruk Kenç'in sinemaya girmesiyle çekilen film sayısı 5'e yükselir. Ertuğrul'un Şehvet Kurbanı ve özelliklede Faruk Kenç'in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü'yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1942&lt;br /&gt;Bir yıl önce Ertuğrul Muhsin Kahveci Güzeli'yle 1941'i kapatırken, Çekoslavakya asıllı ve çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yapan Adolf Körner'in sinemacılığa atılmasıyla bu sayı dörde çıkar. Yapımcı Halil Kamil'in ısrarlarıyla işe başlayan Körner peş peşe üç film çekti: Duvaksız Gelin, Sürtük ve Kerem ile Aslı. Ve Körner'in bir tiyatro oyunu (Pigmalyon) uyarlaması olan Sürtük daha sonraki yıllarda defalarca çekilerek, koyu melodramatik yapısı nedeniyle Türk sinemasını etkileyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1943&lt;br /&gt;Burhan Felek'in senaryosunu yazıp Muhsin Ertuğrul'un İpek Film adına 1940 yılında çekimine başladığı Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yarım kalır. Bu kez de oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur devreye girip filmi tamamlayacaktır. Bu yıl kurulan yeni yapımevi Ses Film (Necip Erses) çalışmalara başlar. Yapımevinin ilk filmi de Faruk Kenç'in yönettiği bir köy melodramı olan Dertli Pınar'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1944&lt;br /&gt;Baha Gelenbevi; Faruk Kenç'ten sonra tiyatro dışından gelen ikinci sinemacıdır. Uzun süre Paris'te kalıp 1939 yılında yurda döner. Faruk Kenç'in Dertli Pınar filminde (1943) görüntü yönetmeni olarak çalışan Gelenbevi bu kez yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi; Deniz Kızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1945&lt;br /&gt;Kendi adına İstanbul Film'i (1944) kuran Faruk Kenç yapımevinin ilk filmi olarak Hasret'i yönetti. Bir köy filmi olan Hasret'te Münir Nurettin'le başrolü paylaşan Oya Sensev, tiyatro dışından gelen yeni bir oyuncuydu. Türk sinemasında Şehir Tiyatrosu oyuncularının dışında yeni oyuncu denemeleri Faruk Kenç'in girişimleriyle başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da fotoğrafçılık öğrenimi yapan Şadan Kamil (Onüç Kahraman) ve Şehir Tiyatrosu oyuncularından Talat Artemel'le (Hürriyet Apartmanı), Refik Kemal Arduman (Köroğlu), ilk filmlerini bu yıl çektiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra üç yeni film şirketi çalışmalarına başladı. Halk Film (Fuat Rutkay), Atlas Film (Nazif Duru, Murat Köseoğlu) ve And Film (Turgut Demirağ). Rutkay, Samatya ve Bakırköy'deki sinemaların sahibi; Duru, sinema işletmecisi Turgut Demirağ'da Amerika'da sinemacılık tahsili yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1946&lt;br /&gt;Tiyatro dışından gelen oyunculara Günahsızlar'la (Faruk Kenç), Sadri Alışık da katıldı. Film şirketleri sayısında ise belli bir artış görüldü. Erman Film (Hürrem Erman), Duru Film (Naci Duru) bu yapımevlerinin başlıcalarını oluşturdular.Yılın en önemli sinema olayı ise Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nin kurulması oldu. Çünkü YFYC, yapımcıları bir araya getiren bağımsız bir sinemacılar kuruluşudur. Kuruluşun İdare Heyeti'nde ise Faruk Kenç (İstanbul Film), İhsan İpekçi (İpek Film), Turgut Demirağ (And Film), Fuat Rutkay (Halk Film), Necip Erses (Ses Film), Murat Köseoğlu (Atlas Film), Refik Kemal Arduman (Ankara Film), İskender Necef (Birlik Film), Hikmet Aydın (Şark Film) ve Yorgo Saris (Elektra Film) görev aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1947&lt;br /&gt;Film sayısı 12'ye tırmandı. Mısır sinemasının kuruluşunda büyük katkıları olan oyuncu Vedat Örfi Bengül (Bağda Gül), Burhanettin Tepsi ve Sadi Tek gibi tiyatro topluluklarında sahneye çıkan Seyfi Havaeri (Yara, Kılıbıklar), Şehir Tiyatrosu oyuncularından Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün, Kerim'in Çilesi), Kâni Kıpçak (Yuvamı Yıkamazsın) bu yıl yönetmenliğe sıvanıp ilk filmlerini çektiler. Ve hocaları Muhsin Ertuğrul'un etkileriyle filmlerinde, tiyatrolaştırılmış, ağdalı, ağır makyajlı bir sinema uygulayımı egemen oldu. Ayrıca, Mısır kaynaklı Arap filmleri'nin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan dönemde yurda ithal edilmesi, ikinci büyük etkiyi oluşturuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl sinemaya giren yönetmenlerden yalnızca Turgut Demirağ, dikkati çekti. Çünkü Demirağ, tiyatro dışı bir sinemacıydı. Hollywood'da iki yıl süreyle mesleki incelemelerde bulunmuştu. Bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan Bir Dağ Masalı, o dönemin koşulları içinde yapılmış ilk üstün yapım denemesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1948&lt;br /&gt;18 film çekildi. 5'inin yönetmenliğini Vedat Örfi Bengü yaptı. 7 film ise Halk Film (Fuat Rutkay) yapımıydı. Ve Fuat Rutkay, daha sonraki yıllarda en çok film yapan prodüktör olarak çalışmalarını sürdürecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni kurulan Ömay Film (Ömer Aykut), Işık Film (Agop Fındıkyan), Milli Film (Sabahattin Tulgar), yapımevleri çalışmalarına başladılar. Muhsin Ertuğrul'un takımındaki oyunculardan Sami Ayanoğlu (Harmankaya) ve Kadri Ögelman (Kahraman Mehmet) yönetmen olarak devreye girdiler. Şakir Sırmalı (Domaniç Yolcusu) ve Çetin Karamanbey (Silik Çehreler) de tiyatro dışından gelen yönetmenlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film sayısının her yıl giderek artıp yeni yapımevleri'nin devreye girmesinin başlıca nedenlerinden biri, yerli yapımlara Belediye Gelirleri Kanunu gereğince bir ayrıcalık tanınması oldu. Çünkü yerli yapımların rüsumu % 25'e düşürülmüştü. Türk sineması ilk kez, gayrisafi hasılat açısından korunmaya alınıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt içinde Türk sinemasının ilk resmi yarışması da aynı yıl Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından düzenlendi. Ve "Milli filmciliğin inkişafına, çalışmaları teşvik etmek gayesiyle muhtelif ve müteaddit müsabakalar tertibine" karar veren Cemiyet, yerli film müsabakasının sonuçlarını şöyle saptadı:&lt;br /&gt;- En güzel film: Unutulan Sır (Şakir Sırmalı)&lt;br /&gt;- En güzel 2. film: Bir Dağ Masalı (Turgut Demirağ)&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan rejisör: Turgut Demirağ, (Bir Dağ Masalı)&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan operatör: Kriton İlyadis&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan ses yönetmeni: Yorgo İlyadis&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan kadın artist: Nevin Aypar&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan erkek artist: Kadri Erogan (Bir Dağ Masalı)&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan kadın karakter artisti: Cahide Sonku&lt;br /&gt;- En çok muvaffak olan erkek karakter artisti: Talat Artemel&lt;br /&gt;- En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir Dağ Masalı)&lt;br /&gt;- En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (Bir Dağ Masalı)&lt;br /&gt;- En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip Erses)&lt;br /&gt;- En iyi montaj: Özen Sermet&lt;br /&gt;- En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır'da&lt;br /&gt;- En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yıkamazsınız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makyaj ve fon müziği dallarında ise ödüle layık bir çalışma oybirliğiyle görülmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1949&lt;br /&gt;Film sayısı 19'a ulaştı. Artık, Türk sineması yeni bir dönemin başlangıcında. Günün değişen ekonomik ve toplumsal koşulları içinde bağımsız, özgün ve de sahici sinemacılar birer ikişer bu dönemde yerlerini alacaklardır. İşte sinemamızın ilk gerçek pırıltılarından biridir Lütfi Ö. Akad Türk sinemasının gelişim tarihi içinde çok önemli yeri ve gerçekçi bir kurtuluş savaşı filmi olan Vurun Kapheye ile Akad, yeni sinema anlayışının ilk belirtilerini ortaya koyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı değişim ve dinamizm yeni denenen oyuncular için de geçerlidir. Örneğin Sezer Sezin (Vurun Kahpeye), Muzaffer Tema (Çığlık), Gülistan Güzey, Hümaşah Hiçan, Orhon M. Arıburnu, Reha Yurdakul bu yeni oyuncu kuşağı'nın bazılarıdır. Özellikle de Sezer Sezin ve Muzaffer Tema, daha sonraki yıllarda seyirci üzerindeki etkinlikleriyle öne çıkacaklardır. Ayrıca Tema, Suavi Tedü'den teslim aldığı jeune prömier tipini popülarize ederek daha ilerilere götürebilmeyi başaracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950&lt;br /&gt;Bu yıl çekilen 22 film içinde sayı olarak ağırlık gene eski kuşaktan Vedat Örfi Bengü'dedir.Çünkü, Mısır sinemasının Türkiye'deki mirasçısı Bengü, 7 film birden yönetmiştir. Ama Bengü de tiyatro ağırlıklı yönetmenler gibi Türk sinemasında son dönemini yaşamaktadır. Muhsin Ertuğrul'un 1922'lerden 1947'ye geldikten sonra zorunlu olarak ara verdiği ilkel düzeydeki sinema çalışmalarını iz süren mirasçılardan Kadri Ögelman, Cahit Irgat, Avni Dilligil, Mümtaz Ener; daha sonraki yıllarda ise Sami Ayanoğlu (1951), Kâni Kıpçak (1951), Talat Artemel (1952), Suavi Tedü (1953) sürdürmeye çalışacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faruk Kenç, Çetin Karamanbey gibi önceki yıllardan gelenlerle birlikte, yeni sinemacılardan Orhon M. Arıburnu, Semih Evin, Mehmet Muhtar, Hüseyin Peyda tiyatrocu egemenliğini bir ölçüde yavaşlatacaklardır. Neriman Köksal ile Mesiha Yelda bu sinemacı kuşağının oyuncuları olarak dikkati çekerler.&lt;br /&gt;1951 - 1960 Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1951&lt;br /&gt;36 film çekildi. Tarihsel film dönemi başlarken, İstiklal ve Kore Savaşı filmleri de ağırlığını gösterdi. 8 Kurtuluş Savaşı ve 5 tarihi filmin çekildiği bu yıl, Cahide Sonku da kendi adına Sonku Film yapımevini kurdu. Öteki yapımevleri ise Lale Film (Cemil Filmer), Adalı Film (Handan Adalı) ve Yakut Film'di (Dr. Arşavir Alyanak).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Akıncı, Dr. Alyanak ve İhsan Tomaç dönemin yeni yönetmeni oldular. Ama yılın en önemli filmlerinden birini kuşkusuz. Orhan M. Arıburnu Sürgün'le gerçekleştiriyordu. Oyuncu olarak da Turan Seyfioğlu'nun yıldızı parlamak üzereydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1952&lt;br /&gt;Türk sineması sürekli bir rekora doğru gidiyor. Çünkü bir yıllık süre içinde çekilen film sayısı 61'dir. Ama 1952 çok önemli bir yıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 film yöneten Lütfi Ö. Akad, özgün bir yaşam öyküsüne dayanan Kanun Namına ile Türk sinemasına ilk kilometre taşını koyacaktır. Gerçekten Akad, yıllardır anlatım aksaklıklarıyla yaşamaya çalışan kekeme bir sinemaya bir dil kazandırıyor, yeni soluk getiriyordu. Yaşayan tipler, gündelik olaylar ve doğal çevrenin kullanımı Kanun Namına'yı tarihsel süreç içindeki yerine oturtuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk ustanın ardından gelen önemli bir sinemacı da Metin Erksan'dı. Karanlık Dünya (Aşık Veysel'in Hayatı) adlı ilk gerçekçi köy denemesiyle, daha ilk aşamada sözü edilen bir yönetmen oldu. Erksan'ın bu aşamadaki talihsizliği elbette sansürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiş döneminden sonra bir sinemacılar dönemi de başlamıştı. Türk sinemasında. Ama bu arada Muhsin Ertuğrul'un geleneksel sinemasını da bu yeni dönem içinde ortaya çıkıp sürdürenler olacaktı. İşte Muharrem Gürses (Zeynep'in Gözyaşları), bu ilginç örneklerden biriydi. Gürses, sonraki yıllarda belli bir süre, ticari sinemanın önde gelen isimlerinden biri olacaktı. Halka inmesi açısından da üzerinde durulması gereken tipik bir yönetmendi. Çünkü kendinden sonra gelen bazı yönetmenleri etkileyerek bir Gürses Okulunu oluşturacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır Ertuğrul'un yararlandığı tiyatro oyuncularından Vahi Öz'le Hayri Esen yönetmenliğe başladılar. Doğrudan doğruya sinemayla ilişki kuran yeni yönetmenler de İpek Film stüdyosunda montajcı olarak çalışan Orhan Atadeniz'le Nedim Otyam'dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın en önemli filmi olan Kanun Namına ile Türk sinemasında ilk büyük yıldız doğuyordu. Bu genç, Ayhan Işık'tı. Bir dergi (Yıldız) yarışması sonucunda Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan'la (1951) sinemaya gelmişti. Aynı yarışmadan gelip de dikkati çeken bir yıldız da Belgin Doruk oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yıl Lütfi Ö. Akad, Aydın Arakon, Orhan M. Arıburnu, Hüsamettin Bozok (yayıncı), Burhan Arpad (yazar) ve Hıfzı Topuz (yazar) tarafından TFDD (Türk Film Dostları Derneği) kuruldu. Derneğin temel amacı: "Türk filmciliğinin sanat bakımından inkişafını ve milletlerarası filmcilik aleminde mümtaz ve mevkie ulaşmasını temin etmek" görüşüne dayanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1953&lt;br /&gt;Yıl 44 filmle kapandı. Sinemaya geçen yıl giren Atıf Yılmaz Batıbeki, çalışmalarını Hıçkırık ve Aşk Istıraptır gibi melodram ağırlıklı piyasa romanı uyarlamalarıyla sürdürdü. Batıbeki, yönetmenliğe başlamadan önce Semih Evin'e bir süre asistanlık yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halıcı Kız'la 6 yıllık bir aradan sonra yeniden bir hamle yapan Muhsin Ertuğrul, önceki filmlerinden daha büyük bir başarısızlığa uğradı. Atlas sinemasında halk önüne çıkan ilk renkli Türk filmi olmanın dışında bir özellik taşımadı. Ve daha ilk geceki gösterimde seyircinin tepkiyle karşıladığı Halıcı Kız, Ertuğrul'un sonunu oluşturdu. Oysa, tümüyle renkli çekilen ilk renkli Türk filmi Ali Ipar'ın yönettiği Salgın'dı. Ne var ki, bazı nedenlerle Halıcı Kız'dan sonra gösterime girmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akad, Katil'le başarısını sürdürürken birçok yönetmeni de etkiledi. Orhon Arıburnu Kanlı Para'yla, Nedim Otyam Toprak'la başarılı bir sınav verdiler. Kemal Kan ve Şinasi Özonuk, ilk çalışmalarına başladılar. Özonuk'un Affet Beni Allah'ım adlı filminde Eşref Kolçak, İstanbul Canavarı'nda Nazım İnan, yeni oyuncular olarak ilgi çekip ağırlıklarını koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ara TFDD'nin I. Türk Film Festivali adıyla düzenlediği şenliğin sonuçları da şu sırayı izledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En iyi film: Kanun Namına (Lütfi Ö. Akad)&lt;br /&gt;- Diğer iyi filmler: Kanlı Para (Orhan M. Arıburnu), İki Süngü Arasında (Şadan Kamil), Drakula İstanbul'da (Mehmet Muhtar), Efelerin Efesi (Şakir Sırmalı).&lt;br /&gt;- En iyi rejisörler: Lütfi Akad, Orhon M. Arıburnu, Şadan Kamil, Mehmet Muhtar, Şakir Sırmalı&lt;br /&gt;- En iyi operatörler (kameraman): Enver Burçkin, Kriton İlyadis, Özen Sermet, İlhan Arakon, Şadan Kamil&lt;br /&gt;- En iyi senaryocular: Osman Seden, Adnan Fuat Aral, Orhon M. Arıburnu, Ümit Deniz.&lt;br /&gt;- En iyi fon müziği bestecileri: Orhan Barlas, Nedim Otyam.&lt;br /&gt;- En iyi erkek oyuncular: Turan Seyfioğlu, Ayhan Işık, Atıf Kaptan, Orhon M. Arıburnu.&lt;br /&gt;- En iyi kadın oyuncular: Lale Oraloğlu, Nedret Güvenç, Ayfer Feray.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1954&lt;br /&gt;48 film çevrildi. 1950 öncesi Münir Nurettin Selçuk'la başlayıp biten şarkılı filmler dönemi bu kez Zeki Müren'le sürdürüldü. Öldüren Şehir (Lütfi Ö. Akad), kent sorunlarına yaklaşımıyla dikkati çekerken, Kaçak (Şadan Kamil) yılın diğer önemli filmiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En Başarılı Film'in seçilemediği TFDD II. Yarışması şöyle neticelendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En başarılı rejisörler: Lütfi Ö. Akad (Öldüren Şehir), Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi)&lt;br /&gt;- En başarılı senaryocu: Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi)&lt;br /&gt;- En başarılı kameramanlar: Yuvakim Filmeridis (Mahallenin Namusu), İlhan Arakon (Salgın), Mike Rafaelyan (Ölüm Saati), Kriton İlyadis (Öldüren Şehir)&lt;br /&gt;- En başarılı artistler: Lale Oraloğlu (Leylaklar Altında), Aliye Rona (Mahallenin Namusu), Belgin Doruk (Öldüren Şehir), Cahit Irgat (Altı Ölü Var), Orhan Elçin (Ölüm Saati).&lt;br /&gt;- En başarılı fon müzikçisi: Nedim Otyam (Ölüm Saati)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1955&lt;br /&gt;Film sayısı 61'e ulaştı. Türk sinemasının ilk özel yapımevi olan Kemal Film'in başına geçen ve senaryo çalışmaları yapan Osman F. Seden, Kanlarıyla Ödediler'le yönetmenliğe başladı. Memduh Ün, Abdurrahman Palay ve Mümtaz Alpaslan bu dönemde sinemaya girdiler. Muhterem Nur, Lale Oraloğlu, Bülent Oran, Mualla Kaynak ve Neşe Yulaç ise sinemanın yeni tipleridirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara kuşağın önemli yönetmeni Lütfi Ö. Akad, bir Yaşar Kemal uyarlaması olan Beyaz Mendil'le yeni bir başarı elde etti. Bu gerçekçi köy filminde oynayan Fikret Hakan, güçlü oyunuyla tüm dikkatleri üzerine topladı. Bu, bir oyuncu aşamasıydı kuşkusuz. Ve sinemaya ilk kez bir sahici oyuncu geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatrocular kuşağından gelen Sami Ayanoğlu'nun yönettiği Beyaz Şehir filmine Fransızca dublaj yapıldı. Ve İsviçre'de düzenlenen Kızıl Haç Kongresi'ndeki gösteri sırasında bir özel armağan kazandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Film Dostları Derneği'nin düzenlediği II. Türk Filmcileri Yarışması'nda ise yapılan oylama sonucu kazananlar şöyle belirlendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- En başarılı filmler: Kaçak (Şadan Kamil), Sevdiğim Sendin (Agâh Hün), Bulgar Sadık (Lütfi Ö. Akad)&lt;br /&gt;- En başarılı rejisörler: Şadan Kamil, Lütfi Ö. Akad, Agâh Hün.&lt;br /&gt;- En başarılı senaryocular: Haldun Taner (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)&lt;br /&gt;- En başarılı kameramanlar: Turgut Ören (Sevdiğim Sendin), Kriton İlyadis (Bulgar Sadık), İlhan Arakon (Kaçak) , Enver Burçkin (Ecel Köprüsü)&lt;br /&gt;- En başarılı prodüktörler: Nazif Duru (Kaçak), Ali Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)&lt;br /&gt;- En başarılı kadın artistler: Sezer Sezin (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)&lt;br /&gt;- En başarılı erkek artistler: Şevki Artun (Bulgar Sadık), Turan Seyfioğlu.TUNALIM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3454351211313818398?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3454351211313818398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turkiyede-sinemanin-dogusu-ve-gelisimi_24.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3454351211313818398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3454351211313818398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turkiyede-sinemanin-dogusu-ve-gelisimi_24.html' title='TÜRKİYE&apos;DE SİNEMANIN DOĞUŞU ve GELİŞİMİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-D2-Uz4INgF0/Tn5oT8fHRbI/AAAAAAAAJts/WfGCVPaQMeM/s72-c/images.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-5263863238077868385</id><published>2011-09-24T15:51:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T16:25:47.060-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Türk sinemasının son 10 yılı</title><content type='html'>Türk sinemasının kendini var etme mücadelesi içinde geçen 90'lı yıllarda, bir yandan seyirciyi yeniden salonlara çeken filmler yapıldı, öte yandan da kendi marjinalitesini bulmaya çalışan yeni yönetmenler sahneye çıkmaya başladı&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8UG4h-0HmMY/Tn5eCrdXX9I/AAAAAAAAJtQ/v8ngTKMr1Y4/s1600/vizon4.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="143" width="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-8UG4h-0HmMY/Tn5eCrdXX9I/AAAAAAAAJtQ/v8ngTKMr1Y4/s320/vizon4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Vizontele', 'Komser Şekspir' gibi yapımlar, teknik kaliteyi ön plâna çıkararak, popülist bir anlatım yolunun peşinden gittiler. Öte yandan Handan İpekçi, Ferzan Özpetek, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan gibi isimler, Türk sinemasına yeni açılımlar getirdiler.  'Vizontele', 'Komser Şekspir' gibi yapımlar, teknik kaliteyi ön plâna çıkararak, popülist bir anlatım yolunun peşinden gittiler. Öte yandan Handan İpekçi, Ferzan Özpetek, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan gibi isimler, Türk sinemasına yeni açılımlar getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağımızın bütün dinamiklerini içinde barındıran sinema sanatı, 1990'larda teknik açıdan ulaştığı üst düzeyi içerik açısından aynı oranda tutturamasa da, 21. yüzyıla yine umutlu bekleyişlerle girmemizi sağlayan bir performans yakaladı. Geçmişin sağlam ve yerli mirasını günümüzün yeni anlayışlarıyla örtüştürerek, bizi sanatsal bir sinemaya bir adım daha yaklaştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk sineması, 1990'larda özellikle uluslar arası düzeyde popüler olma yolunda sağlam adımlar attı. 'Kriz var' söylemiyle başlayan 90'lı yıllarda, uzun zamandır sinema salonlarına uzak duran izleyici, yeniden sinema kapılarına yığıldı. Özellikle son yıllarda karşımıza çıkan 'İstanbul Kanatlarımın Altında', 'Ağır Roman', 'Eşkıya', 'Propaganda', 'Kahpe Bizans', 'Güle Güle', 'Komser Şekspir', 'Vizontele' gibi yapımlar, teknik kaliteyi ön plâna çıkararak, popülist bir anlatım yolunun peşinden gittiler. Bu yolla ulusal alanda prestij kazanan Türk sineması, uluslar arası popülaritesini bu dönemde kazandı. İçerik olarak fazla zengin olmasalar da, filmlerdeki diyalogların yaşamla iç içe özellikler taşımasına özen gösterildi. Böylece sıradan izleyicileri de saflarına alarak gişede tartışılmaz bir başarı sağladılar.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-55SepHAeqWU/Tn5ejkz849I/AAAAAAAAJtY/SJ3IH4kuPIE/s1600/harem_suare.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="229" width="150" src="http://3.bp.blogspot.com/-55SepHAeqWU/Tn5ejkz849I/AAAAAAAAJtY/SJ3IH4kuPIE/s320/harem_suare.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk sineması geleceğini arıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990'ların bir başka özelliği de, bu dönemde ilk filmlerini çeken veya film çeken yönetmenlerin kendi öz sinemasını bulmaya çalışmalarıdır. Sinemanın kendi alternatifini bulması, geleceğe dönük kaygıların az da olsa unutulmaya çalışılması, birbirinden ilginç, özgün, yenilikçi bir kuşak sinemacıyı ortaya çıkardı. Bunlardan bazıları, tadı damağımızda kalan filmler çektiler (Fehmi Yaşar-Camdan Kalp), (Oğuzhan Tercan-Uzlaşma). Bir kısmı ise kalıpları altüst eden filmler çekti. Handan İpekçi, Ferzan Özpetek, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan gibi isimler, Türk sinemasına yeni açılımlar getirdiler. 'Harem Suare', 'Masumiyet', 'Mayıs Sıkıntısı' gibi filmler, bu dönemde oluşturuldu. Uluslar arası platformda Türk sinemasının dünyaya açılma sancıları çeken penceresini Yılmaz Güney'in aralamayı başarmasının ardından, yeni sinemacılarımız da 1990'larda uluslar arası film festivallerine konuk oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tema çeşitliliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıllık dönemde izleyiciye ulaşmayı başaran 140'ı aşkın filme temaları açısından baktığımızda, köy filmlerinden kent insanının sorunlarına eğilen kimi ilginç filmlere; güldürüden siyasal ve sosyal politik sinema ürünlerine; marjinal yaşamları yansıtan yaşantılara; tarihsel edebî uyarlamalardan dini temaları işleyen, melodram yönleri ağır basan yapımlara; kadın öykülerinden gerçek yaşam öykülerine; ağırlıklı olarak çocuklara marjinal bir gözle bakan filmlere kadar uzanan geniş bir yelpaze çıkar karşımıza. Bunlar arasında güldürüde 'Amerikalı' (Şerif Gören-1993), 'Her Şey Çok Güzel Olacak' (Ömer Vargı-1993), 'Kahpe Bizans' (Gani Müjde-2000) anılabilir. Politik sinema için de 'Işıklar Sönmesin' (Reis Çelik-1996), 'Karartma Geceleri' (Yusuf Kurçenli-1990) gibi örnekler verebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-u9m6KIkwXP8/Tn5e072rbrI/AAAAAAAAJtg/vCXzCrOdc20/s1600/karartma_geceler.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="162" width="180" src="http://3.bp.blogspot.com/-u9m6KIkwXP8/Tn5e072rbrI/AAAAAAAAJtg/vCXzCrOdc20/s320/karartma_geceler.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıl zarfında çekilen filmlerde, eski kuşaktan Atıf Yılmaz, Memduh Ün, Orhan Aksoy gibi isimler yönetmenlik çabalarını sürdürdüler. Orta kuşaktan; Ömer Kavur, Sinan Çetin, Barış Pirhasan, Yavuz Turgul gibi isimlerin yapımları bazen başyapıt gibi karşımıza çıkıyor, bazen de gişelik bir senaryoya dayanıyordu. Fakat bu dönemde, alternatif Türk sinemasının yaratıcıları olan Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem ve diğer genç ruhların, 21. yüzyıldaki yeni bir anlayışı lanse ettiklerini görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanı sıra kadın yönetmenlerimiz de azim ve yeteneklerini gösterdiler. Öncellikle Tomris Giritlioğlu, Canan Gerede, Mahinur Ergun, Biket İlhan ve Handan İpekçi'nin çalışmalarındaki tutarlılık, hayranlık uyandıracak düzeydeydi. Giritlioğlu'nun teknik, estetik ve içeriksel açılardaki üstünlüğünün, Handan İpekçi'nin siyasal sosyal içerikli melodram kurgusunun, diğer kadın yönetmenlerden bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk sinemasının temel sorunları arasında başı çeken oyunculuk, 1990'larda da sıkıntılı bir dönem yaşadı ve yaşattı. Tarık Akan, Türkan Şoray, Kadir İnanır, Şener Şen gibi eskilerin arasına orta kuşağın dinamiklerini taşıyan Haluk Bilginer, Zuhal Olcay, Derya Alabora, Hülya Avşar, Serra Yılmaz, Uğur Polat gibi isimler katıldı. Onların karşısına ise az sayıda da olsa, Ruhi Sarı, Güven Kıraç, Meltem Cumbul, Cem Yılmaz, Başak Köklükaya, Taner Birsel gibi genç isimler, oyunculuk sorununu bir nebze olsa da aşmaya çalışarak çıktılar. Tatmin edici olmayan bir sonuca rağmen olumlu sinyaller veren tablo, geleceğe umut yeşertti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir endüstri olmaktan uzak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Türk sinemasının 21. yüzyıla taşınan serüveni, umut verici ama hâlâ eksik bir şeylerin olduğunu hissettiriyor. Tekil çıkışlar dışında bir endüstri olmaktan uzak oluşu nedeniyle teknik açıdan ilerleme kaydedilmesine karşın istenen düzeye ulaşamadık. Oyunculuk sorunu, yaratıcı kişisel becerilere rağmen yeni yüzyıla taşındı. Senaryolar açısından umut dolu gelişmeler oldu, ama gişelik senaryolar yine çoğunluktaydı. Yine de tüm bu olumsuzluklara karşın, Türk sinemasının seyirciyle barışma eğilimi gösterdiği yıllar oldu 1990'lar. 1980'lerde yerli sinemaya uzak duran Türk seyircisi, birkaç filmle de olsa, milyon sınırını aşan bir katılımla kendi sinemasına ilgisini esirgemedi.Hüseyin Aladağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yeni Sezonda Oynayacak Türk Sinema Filmleri):Anlaşılan kış sezonu sıkıcı geçmeyecek.Sinemalarda birbiri ardına oynayacak Türk Filmleri ile hem kendi kültürümüzün filmlerini izleme zevkini tadacağız hem de Film konusundaki başarımız her geçen gün artmaya devam edecek..&lt;br /&gt;İşte bu sezon oynayacak Türk Filmleri11′E 10 KALA&lt;br /&gt;Pelin Esmer’in yönettiği ve Nejat İşler, Mithat Esmer, Tayanç Ayaydın ile Laçin Ceylan;ın oynadığı film, 25 Eylülde Özen Film dağıtımıyla Sinefilm tarafından vizyona çıkarılacak. Film, tutkulu bir koleksiyoncu olan Mithat Bey’in binasının yıkım kararı alınması nedeniyle koleksiyonları uğruna verdiği savaşı anlatıyor.&lt;br /&gt;KISKANMAK&lt;br /&gt;1930’lu yılların Zonguldak’ında geçen bir dönem filmi olan ‘Kıskanmak’, kendini&lt;br /&gt;çirkin algılayan bir kadının kıskanma duygularını anlatıyor. Zeki Demirkubuz’un son filminin vizyon tarihi 6 Kasım.&lt;br /&gt;YAHŞİ BATI&lt;br /&gt;Fida Film ve CMYLMZ Fikir Sanat ortak yapımı olan film, sezonun en iddialı yapımları arasında bulunuyor. 1800′lü yılların sonunda iki Osmanlı’nın dönemin padişahı tarafından gönderildikleri Amerika görevi sırasında başlarına gelen olayların anlatıldığı ”Western türündeki” komedi filmi, 8 Ocak 2010 tarihinde vizyona girecek. Senaryosunu Cem Yılmaz’ın yazdığı, Ömer Faruk Sorak’ın yönettiği filmde Cem Yılmaz, Ozan Güven, Demet Evgar, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Dilek Çelebi, Ferdi Sancar, Mazlum Çimen, Tuncay Özinel, Cansu Dere ve Uğur Polat rol alıyor&lt;br /&gt;EJDER KAPANI&lt;br /&gt;Yapımcılığını TMC’nin yaptığı, senaryosunu Kubilay Tat’ın yazdığı filmin yönetmeni Uğur Yücel. Polisiye-gerilim tarzındaki filmde, Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu, Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç rol alıyor. Çekimlerine 15 Haziranda İstanbul’da başlanan film için Fransız bir ekip de Türkiye’ye geldi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün de desteği alınan film, 22 Ocak 2010 tarihinde Türkiye ve Avrupa’da izleyiciyle buluşacak.&lt;br /&gt;İKİ DİL BİR BAVUL&lt;br /&gt;Genç bir öğretmenin uzak bir Kürt köyünde geçirdiği bir ders yılını ve hiç Türkçe bilmeyen öğrencileri ile&lt;br /&gt;kurduğu ilişkiyi anlatan ‘İki Dil Bir Bavul’, 16. Adana Altın Koza Film Festivali’nde SİYAD ve Yılmaz Güney Ödülü’nü kazandı.&lt;br /&gt;GECENİN KANATLARI&lt;br /&gt;Mahsun Kırmızıgül’ün senaryosunu yazdığı filmin yönetmeni Serdar Akar. Canlı bomba öyküsü anlatan filmin başrollerinde Yavuz Bingöl, Beren Saat ve Murat Ünalmış yer alıyor. ‘Gecenin Kanatları’ 11 Aralık’ta vizyona giriyor.&lt;br /&gt;7 KOCALI HÜRMÜZ&lt;br /&gt;Sadık Şendil’İN ünlü eserinden Gürsel Korat’ın senaryolaştırdığı filmin başrollerinde Nurgül Yeşilçay, Gülse Birsel, Haluk Bilginer, Erkan Can, Memet Ali Alabora, Sarp Apak, Cengiz Küçükayvaz, Öner Erkan, Cem Karakaya, Ezel Akay, Müjdat Gezen, Erol Günaydın, Zihni Göktay, Halit Akçatepe, Betül Arım yer alıyor. Ezel Akay’ın yönettiği film 20 Kasım’da gösterime giriyor.&lt;br /&gt;EYVAH EYVAH&lt;br /&gt;Yapımcılığını BKM Film’in üstlendiği film, 29 Ocak 2010 tarihinde vizyona girecek. Komedi türündeki filmin başrolünü Demet Akbağ ile Ata Demirer üstleniyor.&lt;br /&gt;KÖPRÜDEKİLER&lt;br /&gt;Şehrin varoşlarında yaşayan, şehrin merkezinde ise varoluş mücadelesi veren Fikret, Umut ve Murat’in hayallerini anlatan ‘Köprüdekiler’ 16 Ekim’de vizyona giriyor.&lt;br /&gt;KANAL-İ-ZASYON&lt;br /&gt;Alper Mestçi’nin yönettiği komedide Okan Bayülgen başrolde. ‘Kanal-i-zasyon’&lt;br /&gt;cam silici olarak çalışırken birden ‘ünlü’ olan İmdat’ın hikayesini anlatıyor. Film 23 Ekim’de gösterime giriyor.&lt;br /&gt;RECEP İVEDİK 3&lt;br /&gt;Türk sinema tarihinin en çok izlenen filminin üçüncüsü 12 Şubat 2010′da gösterime giriyor.&lt;br /&gt;NEFES&lt;br /&gt;Güneydoğu’da Irak sınırına yakın bir bölgede bulunan ve Karabal Tepesindeki bir röle istasyonunu korumak üzere görevlendirilen, bir yüzbaşı komutasındaki 40 askerin hikayesini anlatan ”Nefes”, 16 Ekimde gösterime girecek. Bir süredir ilgi çekici fragmanıyla gündemde olan yapım, yönetmen Levent Semerci’nin imzasını taşıyor.&lt;br /&gt;ÇILGIN TÜRKLER – GÖREV SOMALİ&lt;br /&gt;”Maskeli Beşler” filminin yazar ve yönetmeni Murat Aslan’ın imzasını taşıyan komedi filmi, 27 Kasımda izleyici karşısına çıkacak. Yapımcılığını Avşar Film’in üstlendiği yapım, seyircinin yeni sezonda merakla beklediği filmler arasında bulunuyor.TUNALIM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-5263863238077868385?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/5263863238077868385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasnn-son-10-yl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/5263863238077868385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/5263863238077868385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasnn-son-10-yl.html' title='Türk sinemasının son 10 yılı'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-8UG4h-0HmMY/Tn5eCrdXX9I/AAAAAAAAJtQ/v8ngTKMr1Y4/s72-c/vizon4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3612356155741835507</id><published>2011-09-24T14:49:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T14:49:27.581-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><title type='text'>TÜRK SİNEMASI(google video)</title><content type='html'>türk sineması kemal sunal müjde ar ilyas salman şener şen çiçek abbas&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7360203967002330933&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;türk sineması kemal sunal ilyas salman şener şen müjde ar hababam sınıfı&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5996253171796959141&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;türk sineması kemal sunal ilyas salman şener şen müjde ar kibar feyzo&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5523547750063732483&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;türk sineması kemal sunal ilyas salman şener şen müjde ar tosun paşa&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-8895233871843450278&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;türk sineması kemal sunal ilyas salman şener şen müjde ar şekerpare&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-7354250286404658609&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;TUNALIM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3612356155741835507?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3612356155741835507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasigoogle-video.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3612356155741835507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3612356155741835507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasigoogle-video.html' title='TÜRK SİNEMASI(google video)'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-8336585786226110756</id><published>2011-09-24T14:17:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T17:09:01.334-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyuncular'/><title type='text'>Türk sinemasındaki unutulmayan kötü adamlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NJ87m2kfqyo/Tn5F2F4YcII/AAAAAAAAJqw/gjpcvy10E94/s1600/en-kotu-adamlar.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="184" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-NJ87m2kfqyo/Tn5F2F4YcII/AAAAAAAAJqw/gjpcvy10E94/s320/en-kotu-adamlar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk sineması ve seyircisi genelde iyi karakterleri sever, ödüllendirir. Göreceli olarak tartışmaya açık bu 'iyi' karakterler genelde düzgün görünümlü, duyarlı, güçlü, çevresine saygılı ama gerektiğinde herkesten kötü olabilen, tabiri caizse hayranlık uyandıran ideal tiplerdir. En son Oscar ödüllerinde de gördüğümüz üzere akademi başta olmak kaydıyla bir çok sinemasever yabancı kötü karakterlere de büyük hayranlık besliyor. Hatta (olması gerektiği gibi) onları ödüllendiriyor. Bu sayede Amerikan sinemasındaki etkileyici kötü karakterlerin popüler kültüre yansımasının yanı sıra çoğu kişi onları kendilerine idol belirliyor. Ama bu yazıda kötülüğüyle ün salmış Türk karakterleri ve özdeşleşmiş isimleri incelemek istediğimden başka bir yazıda değinmek üzere Amerikan sinemasından uzaklaşmak ve ülkemizde çoğu, idol olmaktan nasibini alamamış hatta zamanında başarılı oyunculuklarından dolayı hor görülmüş isimleri sinepil'de anmak niyetindeyim. Türk sinemasında etkili rollerden, figüranlara kadar yüzlerce filmde oynamış bir çok kötü adam bulunduğundan hepsini bir yazıda ayrı ayrı incelemek mümkün değil ama en çok bilinenlerden arka planda kalanlara kadar bir çok ismi anmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Erol Taş: 1928 yılında doğmuştur. Türk sinemasında kötü adam denilince adeta sözlük anlamında kullanılan bir isim olan oyuncu tesadüfen bir kavga sayesinde başladığı oyunculuk kariyeri boyuncu iyi ve kötü bir çok karakteri başarıyla canlandırmasına rağmen 'kötü adam' olarak ün salmıştır. Bu duruma iri yapısının yanı sıra sert yüz hatları ve bakışları da neden olmuştur kuşkusuz. Oyunculuk yeteneği fiziksel avantajlarının ötesine geçerek onu gerçek kötü adam sanılma sanrısını yaratmış dönem dönem seyirciden ciddi tepkiler de görmüştür. Ancak zamanla değeri anlaşılmış olumsuz tepkiler olumlu eleştirilere dönüşmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Nuri Alço: 1951 doğumlu Türk sinemasının şahsına münhasır kötü adamlarından olan Nuri Alço, özellikle klasik Türk erkeği tipine zıt görünüşü ve son derece soğukkanlı, umursamaz tiplemeriyle akıllarda yer etmiş karakterlerden biridir. Sarışın, mavi gözlü, uzun boylu olan oyuncu genel olarak zengin, güçlü ve acımasız tipleri canlandırmıştır. 80'li yıllarda başlayan kariyeri boyunca canlandırdığı tecavüzcü karakterleriyle ''ilaçlı gazoz''un simge isimlerinden birine dönüşmüş, en büyük rakibi Tecavüzcü Coşkun'la karşılaştırmalara maruz kalmıştır . Popüler kültürde günümüze kadar gelen John Carpenter'ın ''Assault on Precint 13'' filminin orijinal müziği olan ''The End'' namı diğer 'tecavüz şarkısıyla' bile anılmaktadır. Tabii ki bir çok oyuncu gibi o da gerektiği zaman iyi karakterleri canlandırmış ancak en etkili zamanları kötü karakterleri canlandırdığı filmler olmuştur. 2000'li yıllarda ise adı duvarlara yazılmaya başlanmış, adına siteler açılmış , etkinlikler düzenlenmiş ve 80'li yılların simgelerinden birine dönüşmüştür. Günümüzde hala en etkili karakter oyunculardan biridir. Adına geliştirilmesi beklenen bir site de açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Coşkun Göğen: 1946 yılında doğmuştur. Türk sinemasının hatta dünyanın nadide kadrolu tecavüzcülerinden biri olan Coşkun, bakımsız sakalları, kel kafası ve pis bakışlarıyla izleyenlerin gönlünde taht kurmuştur. Antalya doğumlu oyuncu, 1972 yılında ''Asi Gençler'' filmiyle başladığı oyunculuk kariyerini genelde yan, kötü karakterlerle sürdürmüş, buna rağmen Türk sinemasında kendine hatrı sayılır bir yer edinmiştir. Şüphesiz oyuncunun canlandırdığı tecavüzcü ve serseri rolleri bunda etkili olmuştur. Mafya adamı ya da kendi halinde serseri olarak canlandırdığı rollerde kötülük işlevini kendi zevki için kullanan nadide karakterlerden biri olan Tecavüzcü Coşkun genelde barlarda veya çılgın partilerde bulunarak avına yaklaşır. Canlandırdığı rol ve karakterler doğası gereği her ne kadar itici olsa da Coşkun Göğen'in üzerinde eşi benzeri görülmeyen bir sempatikliğe büründüğünden her zaman sevilen bir isim olarak ün yapmıştır. Bu duruma oyuncunun üzerinde komik duran unsurların yanı sıra 80'lerin günümüzdeki sempatik yansıması olarakta bakılabilir. Nihayetinde ''Tecavüzcü Coşkun'' sadece ismi ve karizmasıyla bile kült bir karakter olarak Türk sinemasında özel bir yerde durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Hüseyin Peyda: 1920 doğumlu, 50'li yıllardan itibaren sinema dünyasında oyunculuk, yazarlık ve yönetmenlik yapmış olan Hüseyin Peyda yine Türk sinemasında unutulmayacak kötü karakterlerinden biri olarak yer alır. Delici bakışları, mavi gözleri ve sert yüz hatlarıyla kötü adam karakterine uygun bir tipi olan oyuncu oynadığı onlarca filmden kazandıklarını yine kendi yazdığı ve yönettiği filmlere harcayan bir sinema sever olarak biliniyordu. Genellikle acımasız, hain ve kötü karakterleri canlandıran oyuncu üzerine tam oturan tiplemeleri tipik sakalı ve sert bakışlarıyla birleştirdiğinde eşi benzeri bulunmayacak kötü oyunculardan birine dönüşüyordu. 1990 yılında akciğer kanserinden öldüğünde arkasında 70 yıllık koca bir ömür ve 40 yıllık uzun bir sinema geçmişi bırakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Turgut Özatay: 1927 yılında doğan oyuncu, 50'li yıllarda başladığı sinema serüvenine jön olarak giriş yapmış, ilerleyen zamanlarda ise kötü yan karakter olarak filmlerde yer almıştır. Dram, macera türlerinin yanı sıra Şaban'lı komedi filmlerinde de kötü adam rolüne bürünen oyuncu, yıllar içinde rol aldığı 500'i bulan film sayısıyla Türk sinemasında en çok filmde oynamış sayılı isimlerden biri haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Bilal İnci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Bilal İnci: 1936, Adana doğumlu Bilal İnci, yüzü ve mimikleriyle kötü adam rollerini hakkıyla oynayan nadide Türk sinema oyuncularından biridir. Bir çok tarihi filmde de kahramanın baş düşmanını oynayan oyuncu, kötülüğü zevkle yapan ve bu zevkini kahkahalarıyla tüm dünyaya yansıtan kötü karakterleri başarıyla canlandırmıştır.&lt;br /&gt;Hüseyin Baradan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Hüseyin Baradan: 1932 yılında İzmir'de doğan oyuncu kötü olduğu kadar komikte olmayı başaran karakterleri canlandırmıştır. Aslında foto muhabiri olan Baradan, bir film yapımcısının kendisine oyunculuk teklif etmesiyle sinemaya adım atmış ve yıllar içinde yüzlerce filmde rol almıştır. Kendi adını taşıyan ''Hüseyin Baradan Çekilin Aradan'' adlı filmde de başrol oynayan oyuncu, 1988 yılında yayımlanan ''Bu Gözler Neler Gördü'' adlı anı kitabını da yazmıştır. Ayrıca yaşadığı akciğer rahatsızlığından sonra 50 yıl boyunca kullandığı sigaraya karşı bir tutum sergilemeye başlayan oyuncu, bu uğurda çeşitli kampanyalara katılarak gençleri uyarmayı da kendine görev edinmiştir. 2004 yılında hayatını kaybeden oyuncu, Türk sinemasında sempatik kötü adam olarak unutulmayacak bir yer edinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Hikmet Taşdemir: 1942 Erzurum doğumlu oyuncu, 1971 yılında Yılmaz Güney filmlerinde oynayarak başlamıştır. İlerleyen zamanlarda bir çok aksiyon ve komedi filminde kötü karakterleri canlandıran Taşdemir, ciddi ve sert duruşuyla hem komik hem tehditkar görünmeyi başarmıştır. Mardinli Arif (Umudumuz Şaban), Gaddar Kerim (Korkusuz Korkak), Sihirbaz (Dünyayı Kurtaran Adam), Kara Mustafa (Asiye Nasıl Kurtulur), Vasilyos (Battal Gazi'nin Oğlu) gibi karakterlere can veren oyuncu, günümüzde televizyon dünyasında da çeşitli dizilerde rol almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Kazım Kartal: 1936 doğumlu oyuncu, 1964 yılında başladığı oyunculuk kariyerini 2003 yılındaki ölümüne kadar sürdürmüştür. 70'li yıllarda yükselen erotik film furyasının önde gelen isimlerinden olan Kartal, 90'lı yıllarda da televizyon dizilerinde rol almıştır. Türk sinemasının önemli kötü adamlarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Danyal Topatan: 1916 Mersin doğumlu oyuncu, set amiri olarak çalıştığı sinema dünyasında oyunculuğa ''Drakula İstanbul'da'' filmiyle başlangıç yapmış ardından bir çok filmde kötü karakterleri canlandırarak bu şekilde tanınmıştır. 1975 yılında hayatını kaybedene kadar 200'ü aşkın filmde çeşitli rollerde yer almış ve filmlerde en çok dayak yiyen adamlardan biri olmuştur. Siyah beyaz dönemle de hatırlanacak Türk sinemasının en eski kötü adamlarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Kenan Pars: 1920 yılında doğan Ermeni asıllı Türk vatandaşı Kenan Pars, kariyeri boyunca oyunculuk, senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yapmıştır. 50'li yıllardan itibaren başrol olmak üzere yüzlerce filmde rol alan oyuncu çokça, hain ve sinsi planlar yapan yabancı askerleri ve düşmanları canlandırmıştır. Jön tipine yakın olduğu için karizmatik kötü adamlardan biri olarak sayılabilir. Oyuncu, 2008 yılında hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Önder Somer: Asıl soyadı baba mesleği döşemecilikten gelme olan Döşer'dir. 1937 yılında doğmuş olan oyuncu Türk sinemasındaki en yakışıklı kötü adamlardan biridir. Zarif, kültürlü ve düzgün görüntüsüyle jönlerin hem düşmanı hem de rakibidir. Esas kadınla ilişki yaşayan ve onu etkileyen az bulunan kötü adam tiplemelerinden biridir. İlişkilerinin sonu genelde hüsranla biter ve filmin sonunda kaybeden karaktere dönüşür. 60-75 yılları arasında onlarca filmde oynayan oyuncu, Türk sinemasında seks filmleri döneminin başlamasıyla sinemadan uzaklaşmıştır. 1997 yılında geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Hüseyin Zan: 1931 doğumlu oyuncu, avantür sinemasının en önemli oyuncularından biridir. Bir çok çizgi roman uyarlaması fantastik ve aksiyon türündeki filmlerde oynayan Hüseyin Zan'ın neredeyse tüm filmlerinde dayak yediği söylenmektedir. Ve hatta dayak yemediği tek filmin çekildikten sonra yanması gibi trajikomik bir olayın da gerçekleştiği söylenir. Oski lakaplı oyuncu, türün en önemli yönetmenlerinden Çetin İnanç'ın 1 günde çektiği ''Bombala Oski Bombala'' filminde de rol almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Yıldırım Gencer: 1936 doğumlu oyuncu, ''Kızılmaske'', ''Maskeli Beşler'', ''Malkoçoğlu'', ''Karamurat'', ''Kilink'' gibi serilerin yanı sıra bir çok filmde mafya babası rolleriyle tanınmıştır. Genelde otoriter ve lider kötü karakterleri canlandıran oyuncu, sert görünüşünü iyi kullandığı mimikleri ve yeteneğiyle birleştirerek inandırıcı karakterler yaratmıştır. 200'e yakın filmde oynayan Yıldırım Gencer, 2005 yılında hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- Hayati Hamzaoğlu: 1933 yılında doğmuş olan oyuncunun kötü karakterleri oynadığı filmlerin en belirginlerinden bazıları: ''Leyla ile Mecnun'', ''Ağrı Dağı Efsanesi'', ''Köroğlu'', Yılmaz Güney filmleri, ''Tatar Ramazan'' gibi filmlerdir. Oyuncu hakkında hafifteki kapsamlı yazı ve şu röportaja bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16- Senih Orkan: 1932 yılında doğan oyuncu, tiyatro kökenli olup daha sonra sinemaya geçiş yapmıştır. Belli başlı filmleri de şunlardır: ''Son Kuşlar'', ''Üç Tekerlekli Bisiklet'', ''Keşanlı Ali Destanı'', ''Gecelerin Ötesi''. Siyah-beyaz dönemle hatırlanır. 2008 yılında hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17- Süha Doğan: 1920 yılında doğmuş olan oyuncu da siyah-beyaz dönemden hatırlanmaktadır. İşlerini daha çok masa başından yürüten planlı kötü karakterleri canlandırmıştır. Oyunculuğun yanı sıra yönetmen, senarist ve yapımcı olarakta çalışmıştır. 1979 yılında hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18- Sadettin Erbil: 1925 doğumlu sanatçı, oynadığı filmlerin yanı sıra seslendirme yeteneğiyle de özel bir yere sahiptir. Özellikle yazıda da adı geçen Türk sinemasındaki bir çok kötü karakteri seslendiren sanatçı, aslen tiyatrocudur ve ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'in babasıdır. Görsel sanat sinemanın, devrimsel unsuru olan sesi, Türk sinemasında en iyi kullanan ve görünmeyen yıldızlardan biridir.&lt;br /&gt;\&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu isimler tabii ki Türk sinemasının sayısız emektarlarından bir kaçıdır. İsimleriyle anmak gerekirse diğer bir kaç oyuncu şunlardır: Süheyl Eğriboz, Yadigar Ejder, İbrahim Kurt, Kudret Karadağ, Yusuf Çetin, Sırrı Elitaş, Dinçer Çekmez, Ahmet Tarık Tekçe, Necip Tekçe, Feridun Çölgeçen, Atıf Kaptan, Cevdet Özalaş, Çetin Başaran, Kuzey Vargın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzayıp, gidecek bir liste olduğundan kendi bildiklerim ve araştırdıklarım dışında gözümden kaçanlar veya unuttuklarım da olacağından gerisini okuyanların yorumlarına bırakıyorum. Ve Türk sinemasının birbirinden önemli, yüzlerce filmde oynamış ve hayatını sinemaya adamış 'yan karakterlerini', -bir çoğunun- hayatının son yıllarını unutulmuşlukla sefalet içinde geçiren gerçek sanatçıları en azından zihinlerde unutmamak için bu yazı aracılığıyla hatırlatmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf ve bilgiler için yararlandığım kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://yesilcam.blogspot.com&lt;br /&gt;http://sinematik.blogspot.com&lt;br /&gt;http://www.turksinemasi.com&lt;br /&gt;http://www.gridergi.com&lt;br /&gt;http://www.sinematurk.com&lt;br /&gt;http://ucuncuadam.wordpress.com ve bilumum forum siteleri...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-8336585786226110756?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/8336585786226110756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasndaki-unutulmayan-kotu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/8336585786226110756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/8336585786226110756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemasndaki-unutulmayan-kotu.html' title='Türk sinemasındaki unutulmayan kötü adamlar'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-NJ87m2kfqyo/Tn5F2F4YcII/AAAAAAAAJqw/gjpcvy10E94/s72-c/en-kotu-adamlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3877716861159852749</id><published>2011-09-22T09:43:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T09:43:06.039-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başarı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='onur'/><title type='text'>Yaşam Boyu Onur Ödülleri sahiplerini buldu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-k6pUbTPGZ80/TntlkLF4dII/AAAAAAAAJp4/GSvTjNaQJm8/s1600/14448226.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="150" width="250" src="http://2.bp.blogspot.com/-k6pUbTPGZ80/TntlkLF4dII/AAAAAAAAJp4/GSvTjNaQJm8/s320/14448226.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;ADANA Büyükşehir Belediyesi’nce bu yıl 18’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Altın Koza Film Festivali kapsamında geleneksel olarak dağıtılan ’Yaşam Boyu Onur Ödülleri’, ünlü yönetmen Ali Özgentürk ile Türk sinemasının usta oyuncuları Kadir İnanır ve Nebahat Çehre’ye düzenlenen görkemli bir törenle verildi.Merkez Park Amfitiyatro’da gerçekleştirilen ve Şebnem Dönmez’in sunduğu törene Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Faruk Şahin ile festival jüri üyeleri, ödül alan sanatçıların yakınlarıyla sinema severler katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, Adana’nın Türk sineması için önemini anlatarak, sinemacıları kente film çekmeye davet etti. Kentin kongre ve kültür merkezi eksiği olduğunu söyleyen Aldırmaz’ın isteğini dikkate aldıklarını belirten Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise, "Yatırımlardan sorumlu bir bakan olarak kültür merkezinin sözünü veriyorum" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÖRENDE DUYGUSAL ANLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalde yarışan filmlerden kısa bölümlerin seyircilere izletildiği törende, Yaşam Boyu Onur Ödülü alan Ali Özgentürk, Kadir İnanır ve Nebahat Çehre’nin filmleri ve yaşamlarına ilişkin görsel sunum da gerçekleştirildi. Duygusal anların yaşandığı törende ödülünü almak için sahneye çıkan Ali Özgentürk, önce kendine, sonra hem dost ve yakınlarına hem de düşmanlarına teşekkür ettiğini belirterek, "Ben olmasaydım bu filmleri çekemezdim. Dostlarımın ve yakınlarımın yardımı olmasıydı da bu filmler olmazdı. Düşmanlarım olmasaydı ben böyle filmler yapamazdım" diye konuştu. Özgentürk’ün bu konuşması törene katılanlardan alkış aldı. &lt;br /&gt;İNANIR: ADANA HERŞEYİ HAK EDİYOR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana’nın Türk sinemasına büyük katkı sunduğunu söyleyen Kadir İnanır da, "Adana ve bölgesi herşeyi hak ediyor. Ne yapsak, bize ve sinemamıza yaptığı katkının karşılığı olamaz" dedi. Şık kıyafetiyle dikkat çeken Nebahat Çehre ise, "Ben yarı Adanalı sayılırım. Yılmaz Güney ile 1967’de Seyyithan filmini Adana’da çekmiştik. Bu onuru yaşayan ve yaşamayan tüm sinema çalışanlarıyla paylaşıyorum" deyince katılımcılardan alkış aldı. Tören, Mazhar-Fuat-Özkan (MFÖ) Grubu’nun konseriyle sona erdi. Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3877716861159852749?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3877716861159852749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/yasam-boyu-onur-odulleri-sahiplerini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3877716861159852749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3877716861159852749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/yasam-boyu-onur-odulleri-sahiplerini.html' title='Yaşam Boyu Onur Ödülleri sahiplerini buldu'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-k6pUbTPGZ80/TntlkLF4dII/AAAAAAAAJp4/GSvTjNaQJm8/s72-c/14448226.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3790527459829263733</id><published>2011-09-22T09:30:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T09:32:14.100-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='festival'/><title type='text'>Eyvah Türkler geliyor, bu defa filmleriyle</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-MX1ns2sHj9Q/TntiRYjtmGI/AAAAAAAAJpw/mHwh-DWS09M/s1600/file.ashx" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="278" width="292" src="http://4.bp.blogspot.com/-MX1ns2sHj9Q/TntiRYjtmGI/AAAAAAAAJpw/mHwh-DWS09M/s320/file.ashx" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;object id="MedyanetPlayer" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="640" height="380"&gt; &lt;param name="movie" value="http://video.cnnturk.com/content/playermed/mplayer.v6.swf?config=http://video.cnnturk.com/2011/yasam/9/22/eyvah-turkler-geliyor-bu-defa-filmleriyle.vast.xml&amp;rl=1" /&gt; &lt;param name="quality" value="high" /&gt; &lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt; &lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt; &lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt; &lt;param name="swfversion" value="9.0.45.0" /&gt; &lt;param name="expressinstall" value="scripts/expressInstall.swf" /&gt;&lt;!--[if !IE]&gt;--&gt; &lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://video.cnnturk.com/content/playermed/mplayer.v6.swf?config=http://video.cnnturk.com/2011/yasam/9/22/eyvah-turkler-geliyor-bu-defa-filmleriyle.vast.xml&amp;rl=1" width="640" height="380"&gt;  &lt;param name="quality" value="high" /&gt;  &lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;  &lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;  &lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;  &lt;param name="swfversion" value="9.0.45.0" /&gt;  &lt;param name="expressinstall" value="scripts/expressInstall.swf" /&gt;  &lt;div&gt;   &lt;h4&gt;Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.&lt;/h4&gt;   &lt;p&gt;&lt;a href="http://www.adobe.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;img src="http://www.adobe.com/images/shared/download_buttons/get_flash_player.gif" alt="Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin." width="112" height="33" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt; &lt;/object&gt;&lt;!--&lt;![endif]--&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Bugün başlayan ve 25 Eylül'e kadar sürecek olan Roma Türk Film Festivali, İtalyan sinema seyircisini 30 Türk filmi ile buluşturacak.Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın himayesinde, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği'nin katkılarıyla düzenlenen festivalin onursal başkanlığını Ferzan Özpetek yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Hakkı Akil, festival vesilesiyle büyükelçilik rezidansında bir resepsiyon verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resepsiyona Ferzan Özpetek, "Av Mevsimi" filminin başrol oyuncuları, Şener Şen ve Cem Yılmaz, galada sunuculuk görevini yapacak Fadik Sevin Atasoy, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Kenan Gürsoy ve eşi, ABD'nin Roma Büyükelçisi David Thorne, İtalya'nın eski Ankara Büyükelçisi Carlo Marsili, oyuncu Mehmet Günsür, Ferzan Özpetek'in son filmi Serseri Mayınlar'ın oyuncuları ve pek çok ünlü isim katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış 'Av Mevsimi' ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalin açılışı Yavuz Turgul'un 'Av Mevsimi', kapanışı ise Nuri Bilge Ceylan'ın 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filmi ile olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyanların Osmanlı döneminden bu yana, korkulu bir ifadeyi esprili bir söylemle anlatmak için kullandıkları "Mamma li Turchi/ Eyvah Türkler Geliyor" cümlesini "motto" olarak alan festival, bu sloganı "Bu defa filmleriyle geliyorlar" cümlesi ile tamamlayarak, tarihe de ironik bir gönderme yapıyor; geçmişin bıraktığı izleri kültürel bir buluşma ile yeniden yapılandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk sinemasının büyük prodüksiyonları ile daha küçük bütçeli yönetmen sinemasının iç içe olduğu bir konseptle İtalyan izleyicisinin karşısına çıkacak olan festivalde, 19 uzun metraj, 4 belgesel ve 7 kısa film yer alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalde ayrıca Ferzan Özpetek'in sunumuyla film gösterimleri öncesinde küçük söyleşiler gerçekleştirilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3790527459829263733?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3790527459829263733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/eyvah-turkler-geliyor-bu-defa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3790527459829263733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3790527459829263733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/eyvah-turkler-geliyor-bu-defa.html' title='Eyvah Türkler geliyor, bu defa filmleriyle'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-MX1ns2sHj9Q/TntiRYjtmGI/AAAAAAAAJpw/mHwh-DWS09M/s72-c/file.ashx' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-5289594451018436418</id><published>2011-09-22T09:18:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T09:18:51.549-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müze'/><title type='text'>Türk sineması bu müzede</title><content type='html'>Türk Sineması ve Adana’nın tarihten günümüze kadar olan ilişkisi üzerine kurulan Adana Sinema Müzesi'nde, sinemamızın dev isimlerine ait pek çok doküman sergilenecek.&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EEfMhRAVZOA/Tnte7ImwWCI/AAAAAAAAJpo/TEZrf-k3X2E/s1600/110920adanam%25C3%25BCze2.widec.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="221" width="298" src="http://2.bp.blogspot.com/-EEfMhRAVZOA/Tnte7ImwWCI/AAAAAAAAJpo/TEZrf-k3X2E/s320/110920adanam%25C3%25BCze2.widec.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İSTANBUL - Büyükşehir Belediyesi Adana Sinema Müzesi, Adana’nın hala yaşayan en eski yerleşim yeri olan Seyhan Nehri’nin kenarındaki Tepebağ Bölgesi’nde açılıyor. Bölgede Büyükşehir Belediyesi’ne ait restore edilmiş bir konakta konuşlanan müze, zaman içinde, yakınında bulunan ve restore edilecek diğer konakların da müzeye eklenmesi amacıyla kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzenin konsepti, Türk sineması ve Adana’nın tarihten günümüze kadar olan ilişkisi üzerine kuruldu. Sinemamıza prodüktörden yönetmene, oyuncudan set görevlisine kadar pek çok emekçi yetiştirmiş ve maddi destek sağlamış bir kent olan Adana’nın Türk sinemasına katkıları, müze konseptinin temelini oluşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müze, 5 bölümden oluşuyor. &lt;br /&gt;1. Yılmaz Güney’e ayrılan bölüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Hem ressam hem sinemacı olan Abidin Dino, romanlarıyla pek çok filme ilham kaynağı olmuş yazar Yaşar Kemal, yine aynı sebepten yazar Orhan Kemal, yönetmen Şahin Kaygun, oyuncu Şener Şen, yönetmen Ali Özgentürk ve yine eserleriyle sinemaya ilham kaynağı olmuş yazar Muzaffer Özgü’ye ayrılan bölüm.3. Adana Büyükşehir Belediyesi Altın Koza Film Festivali’nin dününü ve bugününü gözler önüne seren bölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. fotoğraf ve sinema sanatına ait 2000 adet kitap yeraldığı bir kütüphane ve film arşivinden oluşan bölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bölümü ise, kişisel veya toplu film izlemeye imkan veren bir mekan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümlerde Yılmaz Güney, Abidin Dino, Orhan Kemal ve Adana Büyükşehir Belediyesi Altın Koza Film Festivali’ne ait heykeller, sinema afişleri, belgeler, özel eşyalar ve ünlü ressam Etem Çalışkan’ın illüstrasyonları, senaryolar, filmler, eski sinema makineleri, yazlık sinema maketi gibi dökümanlar sergilenecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-5289594451018436418?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/5289594451018436418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemas-bu-muzede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/5289594451018436418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/5289594451018436418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/turk-sinemas-bu-muzede.html' title='Türk sineması bu müzede'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EEfMhRAVZOA/Tnte7ImwWCI/AAAAAAAAJpo/TEZrf-k3X2E/s72-c/110920adanam%25C3%25BCze2.widec.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-206280430857239767</id><published>2011-09-22T08:02:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T08:02:58.440-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koza'/><title type='text'>'Cannes'da para konuşur'</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/---8axIqKJO8/TntOCCu4D1I/AAAAAAAAJpE/zgtiA_ANJfI/s1600/14476479.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="150" width="250" src="http://2.bp.blogspot.com/---8axIqKJO8/TntOCCu4D1I/AAAAAAAAJpE/zgtiA_ANJfI/s320/14476479.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, “18. Altın Koza Film Festivali” kapsamında yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden çektiği fotoğraflardan oluşan sergi törenle açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan, 75. Yıl Sanat Galerisi'ndeki sergi açılışında, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz tarafından kendisine hediye edilen Adana fotoğrafını çok beğendiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce Adana'ya geldiğinde aynı yerden fotoğraf çektiğini dile getiren Ceylan, “(Sinemaskop Türkiye) kitabında da mevcut. Onun için çok değişik bir anlamı oldu bu hediyenin. Çok teşekkür ediyorum” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan, gazetecilerin, kentte “Sinema müzesi”nin açılacağını hatırlatması üzerine, kendisinin müzenin “Yılmaz Güney” ismini taşımasını istediğini belirterek, “Bunu Adana çok önceden hakeden bir yer. Burası çok önemli sanatçılar çıkartan bir şehir. Buradaki açılışı dünyanın hiçbir yerinde görmedim” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cannes ile Altın Koza film festivallerini karşılaştırması istenen Ceylan, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;“Cannes, çok büyük, ama soğuk bir yer. Orada daha çok para konuşur. Tüm dünyaya satış yaparsınız, başkadır onun doğası. Burası farklıdır, sıcaktır. Adana çok özel bir festival. Ben çok festivale gittim dünyada, buradaki ateşi, motivasyonu hiçbir yerde görmüyorum. Filmimizin buradan yola çıkmasını istememizin sebebi de daha önce Adana'ya geldiğimizde yaşadığımız, gördüğümüz şeyler. İstanbul bu sinema sektöründe merkez olmak durumunda ancak, Adana'da da onun dışında başka bir sürü şey yapılabilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan, sergideki fotoğrafları çekmeye “Uzak” filminin ardından 2003 yılında başladığını, halen devam ettiğini, şu anda toplam 100 fotoğrafı bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;Fotoğrafını çekeceği yerlerin kendisinde duygu uyandırması gerektiğini vurgulayan Ceylan, “Aradığım özel bir şey yok. Çünkü fotoğrafa çok da zaman ayırabilen biri değilim. Sinema çok meşakkatli bir şey. Daha çok çıktığım gezilerde, mekan arama yolculuklarında çekiyorum. Türkiye'yi çok seviyorum, gezmeyi seviyorum” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan, fotoğraflarda kış mevsiminin hakim olmasını da değerlendirerek, “Kar, çok sevdiğim bir şeydir. Bana çocukluğumu hatırlatır. Benim çocukluğumun geçtiği Çanakkale'de, o zamanlar kış çok sert olurdu. Karın yağışı masalsı gelir, çocukluğumu hatırlatır” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılışa katılan sanatçı Yılmaz Erdoğan da Adana'ya festival için ilk gelişi olduğunu, kentin sinema tarihi ve sektörü açısından büyük öneme sahip bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;Sinemadaki ilk kahramanlarının Adanalı olduğuna değinen Erdoğan, “Yılmaz Güney, Yılmaz Köksal, İrfan Atasoy... Bunlar benim çocukluğumun yazlık sinemadaki kahramanlarıdır. O nedenle Adana'nın bende ayrı bir yeri vardır” ifadesini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan Vekili Aldırmaz ve Ceylan, sergiyi gezerek fotoğrafları inceledi. Serginin bir hafta süresince açık kalacağı bildirildi.Kaynak:Hürriyet-Sinema&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-206280430857239767?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/206280430857239767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/cannesda-para-konusur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/206280430857239767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/206280430857239767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2011/09/cannesda-para-konusur.html' title='&apos;Cannes&apos;da para konuşur&apos;'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/---8axIqKJO8/TntOCCu4D1I/AAAAAAAAJpE/zgtiA_ANJfI/s72-c/14476479.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-4527557097479173740</id><published>2010-01-11T11:00:00.000-08:00</published><updated>2011-12-15T02:21:24.104-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='girls'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='model'/><title type='text'>SEXY ZOO MAGAZİN VİDEOLARI</title><content type='html'>Louise Cliffe: Hot Sexy Profile!&lt;br /&gt;BIOGRAPHY&lt;br /&gt;Prior to her 64-day holiday in the Big Brother house, Louise Cliffe was easily one of the most spectacularly-racked babes in the country. In fact, she was so bloomin' fantastic, that around the ZOO office she had not one, but two nicknames: The Cream Of Manchester and The Boob Supremacy. So naturally, when we found out 3 years ago that the Manchester lass was getting out of the glamour game, we wept like Gazza after a serious night out on the town...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But fear not, because the Manchester-born lovely is back - thanks largely to her long run in the Big Brother house. Hopefully we can expect to see a lot more of this fine looking fittie - and her all-natural 34d cans - in the future. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIDEOS&lt;br /&gt;Don't try and tell us that, after all those Big Brother episodes, you haven't once wondered what Louise and her cracking 32Ds look like in motion? But now your luck is in, because we've still got some footage from Louise's previous ZOO shoots. You may now begin your happy dance, just like when you find a £20 note in an old pair of jeans.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But enough about old jeans: here's Louise in all her stunning glory...&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=1177083554001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=1177083554001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;JODİE GASSON:BIOGRAPHY&lt;br /&gt;Jodie Gasson is everything you could possibly want from a woman. She describes herself as being "small, cute, cuddly, funny," and owns "a massive pair of boobs!" A sense of humour? Check. Huge boobs? Big time. Yep, Jodie Gasson may just be the perfect woman. Oh, and she even holds the Guinness World Record for putting on and removing the most amount of bras in one minute. Rapid.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Sussex-born lovely has appeared on three ZOO covers, including one alongside Sam Bowden - which featured pictures of the booby duo having fun on their naughty holiday. She's appeared on the cover playing topless tennis with Amy Green and messing around with Keith Lemon and Gracie Lewis in aid of Comic Relief.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIDEOS&lt;br /&gt;What’s that you say? Did we take a video camera with us when snapping Jodie in various states of undress, whilst she got stuck into these wide variety of activities? Why yes, yes we did.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So here’s every topless video of Jodie from all her ZOO shoots. No need to thank us - it's our job, after all.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jodie Consoles The Nation Over The 2018 World Cup Bid!&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=600560665001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=600560665001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=1099409183001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=1099409183001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=1028215641001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=1028215641001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Peta Todd: Hot Sexy Profile! &lt;br /&gt;BIOGRAPHY&lt;br /&gt;Twenty-four-year-old glamour girl Peta Todd is unsurprisingly flawless. The London-born lovely - voted the fourth-best Page 3 girl of all time - is also a charitable soul, raising more than £4,000 for Help For Heroes. She's even their Official Pin-Up! What a girl, eh?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She's even appeared on politics show Newsnight to argue the, quite frankly, obvious merits of 40 years of Page 3 - something we're right behind of with Peta! Proof - as if it was even needed - that seriously hot girls with cracking 32G boobs have brains too! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIDEO&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=789984461001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=789984461001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=1280345218001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=1280345218001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Chanelle Hayes:BIOGRAPHY&lt;br /&gt;Chanelle Hayes is pretty damn popular with you lot, and it doesn't take a smart arse to see why. The Yorkshire beauty shot to fame after starring in Big Brother 8 in 2007. Although she walked from the famous house on Day 62, that hasn't stopped her being one of your all-time favourite ZOO covergirls - even if she did strike up a short fling with that knob Ziggy Lichman after they both left the house.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She's also done plenty of other things to keep herself busy in the past few years. She released a single called I Want It - which hit the charts in 2008 - and has appeared on loads of TV shows about a wide variety of different topics (NOT just Big Brother). Still, her finest video apperances come later on in this archive. Chanelle also became pregnant and gave birth to her baby in 2010, announcing the news via her popular Twitter account.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her 2011 has been hugely successful, too. She showed off her new 34EE boobs in an exclusive ZOO shoot, and finally went topless in the mag later in the year. She's now the owner of Love Cake Love Me, "the best cake and cupcake specialist in Yorkshire". Tasty. But she's still best known as one of the girls you most go nuts over, which is why this very page should be bookmarked instantly...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VIDEOS&lt;br /&gt;Video cameras rank among the greatest inventions of modern times, up there with the internet and shoe horns (we've saved ourselves from many scraped fingers thanks to the latter). These videos allow us to show you just how hot our girls look on their ZOO shoots, and Yorkshire lovely Chanelle is no exception.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Check out Ms Hayes showing off her new boobs and getting topless for the very first time in her ZOO videos!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chanelle Hayes' New 34EE Boobs Revealed!&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=797639064001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=797639064001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=1243804146001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=1243804146001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Sammy Braddy's Real Breast Fest! We always say honesty is the best policy. And when it comes to women, there is no greater lie than the boob job. &lt;br /&gt;A welcome boost in the bra department maybe, but still not what nature intended us to stare at. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That’s why we’re launching a nationwide search for the very best 100 per cent natural, home-grown goods out there – with no added implants. And that’s why you’re going to help us find them. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Let’s face it – ZOO have an impeccable track record when it comes to this sort of thing. Take the lady we’ve chosen to front our Real Boobs Search, Sammy Braddy. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Who else could we ask to fly the silicone-free flag but the surgery-resisting, bra-busting beauty? After all, it was by winning this very competition last year that Sammy’s sizeable assets first came to national attention.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So enjoy this perfect pair of gravity-defying 32GG jubblies. And then get to work by telling us about the similar undiscovered treasures you’ve got your hands on…&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=26490595001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=26490595001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Behind Closed Doors: Nina! You voted 19-year-old Eastbourne eye-pleaser Nina Evans your Behind Closed Doors winner of the month. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And, fellas, she's single – and looking. She wants a date doing 'something casual, with lots of banter and sexual tension'. Done – on the sexual tension front, anyway.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;More good news: Nina loves being tied to the kitchen sink, dressing up, dancing and pretty blondes. Could she get any better?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Watch her video below...&lt;br /&gt;&lt;object id="flashObj" width="486" height="412" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,47,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;param name="flashVars" value="videoId=47883784001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" /&gt;&lt;param name="base" value="http://admin.brightcove.com" /&gt;&lt;param name="seamlesstabbing" value="false" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt;&lt;param name="swLiveConnect" value="true" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;embed src="http://c.brightcove.com/services/viewer/federated_f9?isVid=1" bgcolor="#FFFFFF" flashVars="videoId=47883784001&amp;playerID=887381388001&amp;playerKey=AQ~~,AAAAADVRRro~,chsY57y9XVGoVvWHma66PtFjOohJTc19&amp;domain=embed&amp;dynamicStreaming=true" base="http://admin.brightcove.com" name="flashObj" width="486" height="412" seamlesstabbing="false" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" swLiveConnect="true" allowScriptAccess="always" pluginspage="http://www.macromedia.com/shockwave/download/index.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; (http://www.zootoday.com/girlsvideos )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-4527557097479173740?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/4527557097479173740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/sinemanin-amaci-ne-olmali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/4527557097479173740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/4527557097479173740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/sinemanin-amaci-ne-olmali.html' title='SEXY ZOO MAGAZİN VİDEOLARI'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-7604892718270886690</id><published>2010-01-09T17:10:00.000-08:00</published><updated>2012-01-05T14:39:56.881-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Young Models and Belly Dance</title><content type='html'>Girls and Beach:&lt;embed src="http://p.webshots.com/flash/smallslideshow.swf" flashvars="playList=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2Fslideshow%2Fmeta%2F580245265xZCecR%3Finline%3Dtrue&amp;inlineUrl=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2FinlinePhoto%3FalbumId%3D580245265%26src%3Ds%26referPage%3Dhttp%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580245265xZCecR&amp;postRollContent=http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2Fws_postroll.swf&amp;shareUrl=http%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580245265xZCecR&amp;audio=on&amp;audioVolume=33&amp;autoPlay=false&amp;transitionSpeed=5&amp;startIndex=0&amp;panzoom=on&amp;deployed=true" menu="false" quality="best" width="425" height="384" name="WebshotsSlideshowPlayer"base="http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2F" wmode="opaque" allowScriptAccess="always" loop="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http%3A%2F%2Fwww.macromedia.com%2Fgo%2Fgetflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://good-times.webshots.com/album/580245265xZCecR"&gt;3_on_Beach&lt;/a&gt;On Holiday:&lt;embed src="http://p.webshots.com/flash/smallslideshow.swf" flashvars="playList=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2Fslideshow%2Fmeta%2F580260960MQrAmZ%3Finline%3Dtrue&amp;inlineUrl=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2FinlinePhoto%3FalbumId%3D580260960%26src%3Ds%26referPage%3Dhttp%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580260960MQrAmZ&amp;postRollContent=http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2Fws_postroll.swf&amp;shareUrl=http%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580260960MQrAmZ&amp;audio=on&amp;audioVolume=33&amp;autoPlay=false&amp;transitionSpeed=5&amp;startIndex=0&amp;panzoom=on&amp;deployed=true" menu="false" quality="best" width="425" height="384" name="WebshotsSlideshowPlayer"base="http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2F" wmode="opaque" allowScriptAccess="always" loop="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http%3A%2F%2Fwww.macromedia.com%2Fgo%2Fgetflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://good-times.webshots.com/album/580260960MQrAmZ"&gt;on holiday&lt;/a&gt;&lt;embed src="http://p.webshots.com/flash/smallslideshow.swf" flashvars="playList=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2Fslideshow%2Fmeta%2F580196992mmTMBV%3Finline%3Dtrue&amp;inlineUrl=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2FinlinePhoto%3FalbumId%3D580196992%26src%3Ds%26referPage%3Dhttp%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580196992mmTMBV&amp;postRollContent=http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2Fws_postroll.swf&amp;shareUrl=http%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580196992mmTMBV&amp;audio=on&amp;audioVolume=33&amp;autoPlay=false&amp;transitionSpeed=5&amp;startIndex=0&amp;panzoom=on&amp;deployed=true" menu="false" quality="best" width="425" height="384" name="WebshotsSlideshowPlayer"base="http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2F" wmode="opaque" allowScriptAccess="always" loop="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http%3A%2F%2Fwww.macromedia.com%2Fgo%2Fgetflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://good-times.webshots.com/album/580196992mmTMBV"&gt;Catalina and Crew&lt;/a&gt;Young model Elsa:&lt;embed src="http://p.webshots.com/flash/smallslideshow.swf" flashvars="playList=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2Fslideshow%2Fmeta%2F580157019enOTnW%3Finline%3Dtrue&amp;inlineUrl=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2FinlinePhoto%3FalbumId%3D580157019%26src%3Ds%26referPage%3Dhttp%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580157019enOTnW&amp;postRollContent=http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2Fws_postroll.swf&amp;shareUrl=http%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580157019enOTnW&amp;audio=on&amp;audioVolume=33&amp;autoPlay=false&amp;transitionSpeed=5&amp;startIndex=0&amp;panzoom=on&amp;deployed=true" menu="false" quality="best" width="425" height="384" name="WebshotsSlideshowPlayer"base="http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2F" wmode="opaque" allowScriptAccess="always" loop="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http%3A%2F%2Fwww.macromedia.com%2Fgo%2Fgetflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://good-times.webshots.com/album/580157019enOTnW"&gt;elsa&lt;/a&gt;Young model Emelie:&lt;embed src="http://p.webshots.com/flash/smallslideshow.swf" flashvars="playList=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2Fslideshow%2Fmeta%2F580158490LjGRds%3Finline%3Dtrue&amp;inlineUrl=http%3A%2F%2Fcommunity.webshots.com%2FinlinePhoto%3FalbumId%3D580158490%26src%3Ds%26referPage%3Dhttp%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580158490LjGRds&amp;postRollContent=http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2Fws_postroll.swf&amp;shareUrl=http%3A%2F%2Fgood-times.webshots.com%2Fslideshow%2F580158490LjGRds&amp;audio=on&amp;audioVolume=33&amp;autoPlay=false&amp;transitionSpeed=5&amp;startIndex=0&amp;panzoom=on&amp;deployed=true" menu="false" quality="best" width="425" height="384" name="WebshotsSlideshowPlayer"base="http%3A%2F%2Fp.webshots.com%2Fflash%2F" wmode="opaque" allowScriptAccess="always" loop="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http%3A%2F%2Fwww.macromedia.com%2Fgo%2Fgetflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://good-times.webshots.com/album/580158490LjGRds"&gt;Emelie&lt;/a&gt;BELLY DANCE:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-1096489997739405919&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;SHAKIRA BELLY DANCE:&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="365"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4hcxc&amp;related=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x4hcxc&amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4hcxc_shakira-belly-dance_music"&gt;Shakira - Belly Dance&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Y&amp;uuml;kleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/mnmlynda2000"&gt;mnmlynda2000&lt;/a&gt;. - &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/music"&gt;Diğer müzik videolarına göz atın.&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;Lebanase Arabic belly dance:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6348137882451386777&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;Kolombiya'lı sexy güzeller:&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eGDMDTgQ2HQ?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/eGDMDTgQ2HQ?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;object width="400" height="346" id="AOLVP_us_983669534001" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000"&gt;&lt;param name="movie" value="http://o.aolcdn.com/videoplayer/AOL_PlayerLoader.swf"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"/&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="flashvars" value="stillurl=http%3A%2F%2Fpdl%2Estream%2Eaol%2Ecom%2Fpdlext%2Faol%2Fbrightcove%2Fus%2Fhomepage%2Fyouvegot%2F2011%5F06%2Fyg%5Fdavidcopperfield%5Fvideo%5Fstill%5F480%2Ejpg&amp;publisherid=1612833736&amp;videoid=983669534001&amp;codever=1&amp;playerid=61371447001"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://o.aolcdn.com/videoplayer/AOL_PlayerLoader.swf" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" wmode="transparent" allowfullscreen="true" bgcolor="#000000" width="400" height="346" name="AOLVP_us_983669534001" flashvars="stillurl=http%3A%2F%2Fpdl%2Estream%2Eaol%2Ecom%2Fpdlext%2Faol%2Fbrightcove%2Fus%2Fhomepage%2Fyouvegot%2F2011%5F06%2Fyg%5Fdavidcopperfield%5Fvideo%5Fstill%5F480%2Ejpg&amp;publisherid=1612833736&amp;videoid=983669534001&amp;codever=1&amp;playerid=61371447001"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6132.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=me4M6Pg60XU&amp;amp;feature=player_embedded]&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6132.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6275.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6275.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6369.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6369.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6425.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6425.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6458.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6458.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6507.jpg.1024x1024_q85.jpg" rel="group"&gt;&lt;img src="http://static1.ucm.co.za/media/fhm_coza/gallery/image/68/_thumbs/_AUB6507.jpg.636x2000_q85.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-7604892718270886690?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/7604892718270886690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/cennet-aska-susayanlar-aerobic-workout.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/7604892718270886690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/7604892718270886690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/cennet-aska-susayanlar-aerobic-workout.html' title='Young Models and Belly Dance'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-9061295999539550072</id><published>2010-01-06T17:20:00.000-08:00</published><updated>2011-09-22T09:50:06.124-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='filim'/><title type='text'>TÜRKİYE'DE ÇİZGİ FLİM TARİHİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://s316.photobucket.com/albums/mm355/tunalim/?action=view&amp;current=00J60012BSa.gif" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://i316.photobucket.com/albums/mm355/tunalim/00J60012BSa.gif" border="0" alt="flas"&gt;&lt;/a&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ta7E1qzrOjY&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ta7E1qzrOjY&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;&lt;&lt;ÇİZGİ FLİM TARİHİ&gt;&gt;&gt; &lt;br /&gt;Türk Canlandırma Sanatı'nın kökenini Karagöz-Hacivat gölge oyununa bağlayanlar vardır. Haksız da değildir aslında bu görüş. Zira, gölge oyunu, dünyada da canlandırmanın ve hatta sinemanın öncüsü kabul edilmektedir. Model hazırlanması, bugünkü kukla canlandırma tekniklerine benzemektedir. Perdedeki hareketi sağlayan parçalar ve bunların birbirine eklemlenmesi, "limited animation" tekniği ile yapılan çizgi filmleri andırmaktadır. Tek fark, Karagöz ile Hacivat'ın tek kare çekim metodu ile kamera görüntülerine aktarılmamasıdır. Nitekim, Türkiye'de son yıllarda yapılan bazı Hacivat-Karagöz canlandırmaları, Karagöz modellerinin canlandırma tekniğine mükemmel şekilde uyduğunu kanıtlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderen TUNALIM zaman: &lt;br /&gt;Gölge oyununun modern canlandırma tekniklerine sağladığı uyum, daha 1920'li yıllarda keşfedilmiştir. Alman canlandırmacı Lotte Reiniger, Çin gölge oyunlarından uyarladığı bir teknikle, başarılı canlandırma filmleri yapmıştır. Bunların en ünlüsü, "Prens Ahmed'in Maceraları"nda (1923-1926) tiplemeler, tamamen silüettir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en ünlü gölge oyunlarından birine ve dolayısıyla canlandırmanın ve sinemanın köklerine sahip, tarihinde ve kültüründe doğal olarak canlandırmanın mayalarını taşıyan Türklerin, bu sanatı modern biçimlerine dönüştürmesi, ne yazık ki oldukça gecikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK TÜRK CANLANDIRMA FİLMİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de modern sinema sanatının gelişmesi ve Batılı çizgilerin basın aracılığıyla popüler olmasının ardından, ancak 1940'lı yıllarda Batılı anlamda çizgi film yapma arayışları başlayabildi. Türkiye sinemalarında gösterilen Batılı çizgi filmlerin de bunda etkisi oldu. &lt;br /&gt;Çizgi film yapımının ağır sorumluluğunu, ilk olarak karikatüristler üstlenmeye çalıştı. Bu konuda bilinen ilk çaba, Cemal Nadir Güler'e aittir. Aşağıdaki alıntı, Türkiye'de yapılan ilk çizgi film denemesinin tek belgesidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEMAL NADİR GÜLER'İN BİTMEMİŞ KAYIP AMCABEY CANLANDIRMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir hayranı Cemal Nadir Güler'e "Üstad" der, "Siz neden Mickey Mause gibi resimlerinizi hareketlendirmiyorsunuz?" Üstad gülümser ve; "Buna lüzum görmüyorum. Benim karikatürlerim zaten hareket halinde, Sağdan soldan yürütüp duruyorlar" yanıtını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Nadir Güler'in bu yanıtı dönemin bazı karikatürcülerine yönelik şikayet içerse de o, yarattığı karikatür tiplerini hareketlendirmek yani günümüzün tanımlamasıyla canlandırmak en büyük hayallerinden biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Kasım 1944'de Orhan Apaydın'ın Yeniden Doğuş dergisi için kendisi ile yaptığı röportajda; "Yarattığınız bir çok orjinal tipler var. Bunları niçin sinema perdesine aksettirmek istemiyorsunuz?" diye sorduğunda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ah! Yarama dokundunuz" der. "Teknik imkansızlıklar yapmak istediklerime mani oluyor, Herkesin söylediğini ben de söyleyeyim: Bu harp bitse."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Nadir Güler'in bu harp dediği 2. Dünya Savaşı bütün yıkımlarını yapmış ama artık 1945 yazında sona ermiştir. Usta o zor günlerde tek başına bir çizgi film denemesine girişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yakın dostu Gazeteci Rıza Ruşen Yücer anılarında şöyle yazar; "Cemal Nadir'in bir ara el yapması resimlerle bir film denemesine giriştiğini hatırlarım. Bu film "Amcabey Plaj'da" adını taşıyacaktı. Amcabey sabahleyin erkenden sokağa çıkıyor. Sokak feneri gözlerini kapatmış, başı bir yana eğilmiş, güneşin doğmasını beklemektedir. Fenerin altında, bir taksi otomobili, dört tekerleğini öne arkaya uzatmış projektör gözlerini yummuş, tembel bir kedi rehavetiyle uyumaktadır. Amcabey gelip kornayı çalıyor. Kapalı duran lamba gözler aralanıyor, lastik tekerlek ayaklar toplanıyor, öndeki tampon tıpkı bir ağız gibi esniyor, Amcabey işte bu minval ile plaja gidecek. Fakat birkaç satırla anlatmaya çalıştığım şu üç-beş hareket için yüzlerce resim yapılacaktı. Cemal Nadir, beş-altı yüz resim çizdi; ama işin imkansızlığı andıran güçlüğü karşısında bu sevdadan vazgeçmek zorunda kaldı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(AMCABEY ANLATIYOR: CEMAL NADİR GÜLER 100 YAŞINDA, Karikatürcüler Derneği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Bilgin'in katkılarıyla, 2002)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKADEMİ'DE ÇİZGİ FİLM KURSLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Nadir'in ardından, 1948-1949'da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde düzenlenen çizgi film kurslarında, ilk çizgi film denemeleri gerçekleştirilmiştir. Üstün Alsaç, "Türkiye'de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film" isimli eserinde, bu kursu öğretim üyesi Vedat Ar'ın yönettiğini, ve Ar'ın daha sonra Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu'nda da bu kursu devam ettirdiğini ve onun kurduğu Filmar şirketinde, 1973'deki kapanışına kadar kısa metrajlı çizgi filmler yapıldığını yazıyor. Ar tarafından yönetilen Akademi kursundaki denemelere ilişkin şu ana kadar bilinen tek belge, Vatan Gazetesi'nde, 4 Nisan 1947 tarihinde yayınlanmış şu haberdir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Canlı Resimlerden İlk Türk Filmi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber aldığımıza göre Güzel Sanatlar Akademisi talebelerinden Ali Ferruh Durukan, Adnan Çoker ve Orhan Dağ, Walt Disney’in Miki Fare filmleri gibi resimlerin hareketleri ile bir film çevirmeğe muvaffak olmuşlardır. Üç dakikalık ilk tecrübe filmi bugünlerde hususi olarak gösterilecektir. Genç talebelere hocaları Prof. Vedat Ar yardım etmektedir. İlk büyük film fabrikatör Eflatun Nuri’nin yardımı ile bugünlerde hazırlanmaya başlanacaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu belge, seruven.org sitesinin "koloni" isimli blog'unda, Levent Cantek tarafından yayınlanmıştır: http://www.seruven.org/blog/2006/03/ilk-yerli-izgi-film-denemesi.html) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ KAYIP DENEME: EVVEL ZAMAN İÇİNDE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Türk canlandırma filmi denemelerindeki ikinci büyük adım, âdetâ bir "muamma"dır. Öyle ki, böyle bir filmin gerçekten yapılmadığı bile ileri sürülmüştür. Filmden elde kalan tek belge, afişler ve bazı resimlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giovanni Scognamillo'nun Türk Sinema Tarihi ve Üstün Alsaç'ın "Türkiye'de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film" isimli eserlerinde işaret ettiği "Evvel Zaman İçinde", bu yazarlara göre, 1950 veya 1951'de gerçekleştirilen uzun metraj bir çalışmadır. Yapımcısı Turgut Demirağ'dır. Scognamillo'ya göre Yalçın Ünsal, Alsaç'a göre Yüksel Ünsal yönetimindeki 20 kişilik bir "çizer takımı" tarafından hazırlanmış ve Nasreddin Hoca, Keloğlan gibi Türk masal kahramanlarının mâceraları konu edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki yazar da, "Evvel Zaman İçinde"nin negatiflerinin, banyo için gönderildiği ABD'de "kaybolduğunu" ileri sürmektedirler. Alsaç, "kimi denemelerin de gösterime girme olanağı bulamadığını" belirtmektedir. Öte yandan, böyle bir filmin gerçekte hiç yapılmadığı, o dönem için son derece zor bir çalışma olacağı için, "filmlerin ABD'de kaybolduğu" masalı uydurularak bu çalışmanın âkim bırakıldığı da ileri sürülmektedir. Sonuç olarak, Scognamillo'nun yayınladığı görüntülere bakılacak olursa, çizgi film tekniğine uygun bir çalışma yürütülmediği ve o yılların imkânlarının gerçekten çok üzerinde bir projeye girişildiği açıkça görülmektedir. Ortada olan bir gerçek var ise, o da, bu filme ilişkin hiç bir hareketli görüntünün olmamasıdır. Bir diğer gerçek de, ta 1960'lı yıllara kadar çizgi film denemelerinin derin bir sessizlik dönemine girmesidir. 1950-1960 arasında, başka çizgi film denemelerinin yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1960'LARDAKİ ÇİZGİ FİLM PATLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki dönemde belli belirsiz pozisyonda kalan çizgi film, 1960'lı yılların gelişi ile birlikte, Türkiye'de birdenbire bir patlama dönemi yaşadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olup da, daha önce yapılıp yapılmadığı, doğru düzgün bir örneğinin bulunup bulunmadığı bile belirsiz bulunan bir sanat alanı, âniden parlayıp kendisine yol açabildi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun sebeplerini, canlandırma sanatı ile aslında çok da ilintili değilmiş gibi görünen, Türkiye'de karikatür ve mizah sanatı ile ticarî sinemacılığın gelişiminde aramak daha doğrudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1950'lerde, DP Hükümeti'nin basın üzerinde uyguladığı baskı ve bazı mizah dergilerinin kapanması sonucu toplumsal muhalefete gittikçe artan oranda katılan dönemin önde gelen karikatür sanatçıları, 27 Mayıs 1960 askerî darbesi sonrası, DP kapatılmasına ve yöneticileri hapsedilmesine rağmen, DP'ye muhalefetlerini sürdürmekte devam ettiler. Kendileri hakkında yazılıp çizilenlere herhangi bir cevap verme hakkından yoksun bırakılan DP yöneticileri aleyhinde, artık mizah ve eleştiri sınırlarını da aşan, aşağılama ve hakaretlere varan karikatürler çizildi, "Düşükler Mahkemede" gibi çizgili özel sayılar basılıp dağıtıldı. Bu tavırlar, dönemin bütün karikatür sanatçılarının ortak özelliği olmamakla birlikte, sonuçta karikatüre karşı halkta bazı tepkiler oluştuğunu düşünmek mümkündür. Basın üzerindeki baskının da, 1961 Anayasası'nın getirdiği hürriyet ortamında azalması üzerine, mizah ve eleştirinin, dolayısıyla karikatür sanatının, popülerliği iyice azaldı. Yanı sıra, sol fikirlerin de karikatür yoluyla açıkça ifade edilmeye başlaması üzerine, karikatür sanatçıları, basındaki konumlarını birer ikişer kaybetmeye başladılar. 27 Mayıs askerî yönetiminin etkilerinin kaybolmaya başladığı 1963-1964 yıllarında, karikatür sanatı, basın sektörünün yaşadığı sancılar ve ekonomik sıkıntı da eklenince, tamamen durgun bir dönem geçirmekteydi. Bu sırada, sinema sektörü, canlılığını giderek arttırmaktaydı. Sinemalarda gösterilen uzun filmlerin aralarını, ticarî olarak değerlendirmek isteyen sinema sahipleri, kısa reklam filmleri göstermeye başladılar. Bunların  bazılarının çizgi film olarak perdede oynatılması, çok tutulunca, Türkiye'de bu tip reklamları çizgi film olarak hazırlayacak insan aranmaya başlandı. 1950'li yıllarda bu konuda başarıya ulaşamamış projeler dolayısıyla hazır bir işgücü ortalıkta kalmadığından, en yakın hazır işgücü olarak, her zamanki gibi, karikatüristlerin bu işi yapabileceği düşünüldü. Basındaki sıkıntı dolayısıyla zor durumda olan karikatür sanatçıları da bu fırsatı değerlendirdiler. Kaynak:türkiye-çizgi-filimciler-derneği...Çizgi flimlerden Bazı Örnekler:                                                                                  Nasreddin Hoca 1 (serialdı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keloğlan masalları 1 (serialdı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus Emre 1 çizgi film (serialdı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdestin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutlu Deve çizgi film&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salih peygamber ve semud kavmi 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUNALIM...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-9061295999539550072?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/9061295999539550072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/turkiyede-cizgi-flim-tarihi-turk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/9061295999539550072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/9061295999539550072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2010/01/turkiyede-cizgi-flim-tarihi-turk.html' title='TÜRKİYE&apos;DE ÇİZGİ FLİM TARİHİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-1441713636889589180</id><published>2009-12-25T22:33:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T12:05:44.549-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><title type='text'>DANNA GARCİA ve TÜRK FİLİMLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://s316.photobucket.com/albums/mm355/tunalim/?action=view&amp;current=00J60012BSa.gif" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://i316.photobucket.com/albums/mm355/tunalim/00J60012BSa.gif" border="0" alt="flas"&gt;&lt;/a&gt; Danna Garcia:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2838222191123136505&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Columbia Travel:&lt;object width="400" height="267"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2580444&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2580444&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="267"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/2580444"&gt;Travel Guide to Bogotá, Colombia&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/theexpeditioner"&gt;Matt Stabile&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://macromedia.com/cabs/swflash.cab#version=8,0,0,0" id="zoopy-video-225518" width="320" height="180"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.z3.zoopy.com/video-offsite.swf" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="id=225518" /&gt;&lt;param name="quality" value="high" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="all" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4316091219113119777&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;ARZU OKAY:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3016229881233144491&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;MÜJDE AR:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3639404354743304883&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;ARZU OKAY (Olmz böyle bir şey:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=781747154858431673&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Arzu Okay-Mine Mutlu-Çilli yavrum çilli:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=9092372533809710140&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-1441713636889589180?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/1441713636889589180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/12/danna-garcianin-videolari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/1441713636889589180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/1441713636889589180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/12/danna-garcianin-videolari.html' title='DANNA GARCİA ve TÜRK FİLİMLERİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-7321621737920628222</id><published>2009-12-21T14:51:00.000-08:00</published><updated>2011-12-22T11:53:21.897-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videos'/><title type='text'>TÜRK AŞK FİLİMLERİ</title><content type='html'>SEXY TÜRK FİLİMLERİ:.AŞK BELGESELİ:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6778389103022674987&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Doktor Civanım,Arzu Akay:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3339952427494824832&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt; ŞİPŞAK BASARIM-Arzu Okay:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7247193694241679052&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;HALİME:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-872755628650280044&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;O DA BENİ SEVİYOR:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4787105909681572587&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;SANSAR-Behçet Nacar:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6919061278444169571&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;ARZU OKAY FİLİMLERİ:GÜNAH&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5098851498312016747&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4073715263833671592&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=377699877280318337&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-898593813882277861&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4816273469900554861&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-7321621737920628222?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/7321621737920628222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/12/yabanci-muzik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/7321621737920628222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/7321621737920628222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/12/yabanci-muzik.html' title='TÜRK AŞK FİLİMLERİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-6861524742716845950</id><published>2009-11-23T16:45:00.000-08:00</published><updated>2010-10-29T16:36:15.471-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>TÜRKAN ŞORAY FİLİMLERİ</title><content type='html'>ATEŞLİ ÇİNGENE-Türkan Şoray:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7635027692145034468&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;ATEŞ PARÇASI-Türkan Şoray:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2391978828027087440&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Sevemedim kara gözlüm-Türkan Şoray:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-7479639981601522359&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;SULTAN:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5970248289313827026&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;GÜLLÜ GELİYOR GÜLLÜ:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4463156414491943150&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-6861524742716845950?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/6861524742716845950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/turkan-soray-filimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/6861524742716845950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/6861524742716845950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/turkan-soray-filimleri.html' title='TÜRKAN ŞORAY FİLİMLERİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3648971007763617015</id><published>2009-11-23T14:19:00.000-08:00</published><updated>2010-10-29T16:59:28.880-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>AYHAN İŞIK FİLİMLERİ</title><content type='html'>AYHAN IŞIK-1955 Chevrolet:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4481459822085567006&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Yangın var-1960.Ayhan Işık Ley Sayar:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-1612904583612472903&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;AVARE MUSTAFA-1961 Ayhan Işık Fatma Girik:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-1747462187686970079&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;SEVİNÇ GÖZYAŞLARI-A.Işık.Filiz Akın:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=8658421002415694911&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;TUNALIM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3648971007763617015?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3648971007763617015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/ayhan-isik-filimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3648971007763617015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3648971007763617015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/ayhan-isik-filimleri.html' title='AYHAN İŞIK FİLİMLERİ'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-3826965160632886226</id><published>2009-11-23T14:15:00.000-08:00</published><updated>2010-06-12T14:28:14.188-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>AYHAN IŞIK-TÜRKAN ŞORAY: ACI HAYAT</title><content type='html'>ÇOK SEVDİĞİM İKİ TÜRK FİLİM YLDIZININ UNUTULMAYAN FİLMİ:ACI HAYAT Türk Sineması’nın en iyi aşk filmlerinden biri sayılan ve geçtiğimiz günlerde bir televizyon dizisi ile yeniden ekranlara taşınan Acı Hayat tutkulu bir aşk öyküsü sunuyor. Nermin ve Mehmet birbirlerini sevmekte ve evlenmeyi düşünmektedir. Mehmet fakir bir tersane kaynakçısıdır. Nermin ise kuaförde çalışmakta ve maddi olarak büyük zorluklar çekmektedir. İki sevgili durumlarını düzeltmeye çalışır ve evlilik hayalleri kurarken, zengin ve şımarık Ender’in hayatlarına girmesi tüm planları alt üst edecektir. Ender Nermin’i elde etmek ister ve onu iğfal eder. Nermin Ender ile evlenmek zorunda kalırken, Mehmet’te intikamını almak için yemin eder. Günün birinde Mehmet’e piyango çıkar ve Mehmet bir anda milyarder olur. Mehmet’in intikam planı ise Nermin’in başına gelenleri bizzat Ender’in kız kardeşi Filiz’e yaşatmaktır. YAPIM YILI: 1962 Süre: ? Oyuncular Türkan Şoray -- Nermin Ayhan Işık -- Mehmet Ekrem Bora -- Ender Nebahat Çehre -- Filiz Hüseyin Baradan Yönetmen Metin Erksan Senarist Metin Erksan Yapımcı Muzaffer Arslan Müzik Fecri Ebcioğlu Görüntü Yönetmeni Ali Uğur&lt;br /&gt;ALTIN KOZA,AKDENİZ SİNEMASINI SEYİRCİYLE BULUŞTURUYOR:Ülkemizin önemli kültür sanat olaylarından Altın Koza Film Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk ve dünya sinemasının önemli örneklerini sinemaseverlerle buluşturuyor. Festivalin ‘Akdeniz Sineması’ bölümünde, İsrail, Fransa, İtalya ve İspanya’dan 5 ödüllü film yeralıyor. 02 – 08 Haziran 2008 tarihleri arasında yapılacak 15. Altın Koza Film Festivali, Gösterim Bölümü ile gözdolduruyor. Türk ve dünya sinemasının seçkin örneklerinin gösterileceği festivalin ‘Akdeniz Sineması’ bölümünde İsrail, Fransa, İtalya ve İspanya’dan 5 ödüllü film yeralıyor. Bölümünün ilk dikkat çeken filmi İsrailli yönetmen Eran Riklis’in savaın ve sınırların anlamsızlı üzerine dokunaklı anlatısı Limon Ağacı. Başrolünde son yılların önemli oyuncularından Hiam Abbass’ın oynadı film, Filistinli dul bir kadının İsrail Savunma Bakanıyla çok sevdiği limon bahçesi için girdiği mücadeleyi anlatıyor. Bir film de İtalya’dan. Beklenmedik anlarda tepetaklak olan hayatların anlatıldı Dünme’ nin yönetmeni, ilk filmi Nella Mischia ile ses getiren Gianni Zanasi. Bir zamanların punk yıldızı Stefano’nun her şeyini kaybettikten sonra ailesinin evine dönmesiyle gelişen olayları konu alan film Pasinetti En İyi Film Ödülü ve Venedik Film Festivali FEDIC Ödülü almş. Dünyanın Bütün Sabahları’nın yönetmeni Alain Corneau, festivalin beklenen filmlerinden olan İkinci Nefes ile, Jean-Pierre Melville’in 1966’da aynı isimle filme çektiği romanı yeniden uyarlayarak, kara film türüne dönş yapıyor. Katıldı festivallerden pek çok ödüller dönen, Rodrigo Pla’nın İspanya-Meksika ortak yapımı Yasak Bölge’sinde ayrımcılın varabileceği korkunç boyutun tehlikesi görülüyor. Film, Toronto Film Festivali Uluslararası Eleştirmenler Ödülü ve Luigi de Laurentis Ödülü sahibi. Fransız sinemasının yıldız oyuncularından Sandrine Bonnaire’ın 25 yıl boyunca çektiği kişisel arşiv görüntülerinin perdede izlenebileceği, uzman kurumların yetersizliğine ve yol açabilecekleri dramatik sonuçlara dikkat çeken Adı Sabine yönetmenin şizofren kardeşi üzerine yürekleri sızlatan bir belgesel. Fransız yapımı film, Fibresci Ödülü, Cannes Film Festivali’nde ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ ödülü, Namur Film Festivali’nde ise ‘Jüri Özel Ödülü’ almş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACI HAYAT - 1962&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdmbot"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdmbot" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Türkan Şoray - Ayhan Işık - Ekrem Bora ............Tunalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-3826965160632886226?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/3826965160632886226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/ayhan-isik-turkan-soray-aci-hayat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3826965160632886226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/3826965160632886226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/ayhan-isik-turkan-soray-aci-hayat.html' title='AYHAN IŞIK-TÜRKAN ŞORAY: ACI HAYAT'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-2388967650512610914</id><published>2009-11-13T21:45:00.000-08:00</published><updated>2010-03-06T19:19:45.410-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>İSLAM'IN DOĞUŞU(İslami Filimler)</title><content type='html'>1 Bölüm:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7594997196094983941&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt; 2 Bölüm:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-537367568731921157&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Hz.ÖMER'İN ADALETİ:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-2526221486427267527&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Hz.ALİ'NİN HAYATI:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3372748454548554841&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;YALNIZ DEĞİLSİNİZ:&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3276362060612774871&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;Hz.HÜSEYİN ve KERBELA OLAYI: &lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2576206643845256200&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;ÜMMÜ GÜLSÜM(Arap dünyasının divası)&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/YZAbc7lWcTQ&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/YZAbc7lWcTQ&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; TUNALIM...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-2388967650512610914?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/2388967650512610914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/sinemanin-amaci-ne-olmali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/2388967650512610914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/2388967650512610914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/sinemanin-amaci-ne-olmali.html' title='İSLAM&apos;IN DOĞUŞU(İslami Filimler)'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4731953551466646802.post-8465804412975425607</id><published>2009-11-13T21:21:00.000-08:00</published><updated>2011-09-24T16:46:00.211-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>TÜRK SİNEMASI BELGESELİ:</title><content type='html'>&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=594848543491566215&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4731953551466646802-8465804412975425607?l=tunalim-filimizle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/feeds/8465804412975425607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/sinemanin-amaci-ne-olmali-nefes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/8465804412975425607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4731953551466646802/posts/default/8465804412975425607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tunalim-filimizle.blogspot.com/2009/11/sinemanin-amaci-ne-olmali-nefes.html' title='TÜRK SİNEMASI BELGESELİ:'/><author><name>TUNALIM</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12941521396391642175</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img517.imageshack.us/img517/6193/canakkaleki5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
